akbel03 İhsan Akbel

Diyarın Aslanı, fantastik bir evrende geçen, heyecan dolu bir hikayeyi anlatan, dramatik ve sert bir öyküdür.. Bu kitap, Koldoff üçlemesinin ilk kitabıdır ve genç yetişkinler için idealdir. Kitabın ana karakteri Delterhanda Harringstone, Koldoff bölgesini birleştirip antik Koldoff İmparatorluğu'nu yeniden kurmayı amaçlayan bir liderdir. Delterhanda, cesareti ve liderliği ile "Diyarın Aslanı" lakabını kazanmıştır. Hikaye, yazar tarafından detaylı bir şekilde tasarlanmış olan Enigma adlı fantastik bir diyarda geçer. Bu diyar, çeşitli ülkeleri, kültürleri ve dinleri içerir. Kitap, okuyucuya bu evrenin karmaşık ve etkileyici politik sistemini, heyecanlı ve stratejik muharebeleri sunar. Ayrıca, bu olayların ekseninde dönen bireysel ilişkileri ve ana hikayeye bağlanan çeşitli yan hikayeleri de içerir. Tüm hakları saklıdır.


Fantastik Epik Tüm halka açık.

#siyaset #fantastik #fantastikkurgu #kral #muharebe #tahtoyunu #politika #prenses #diyarın-aslanı #taç #entrika #prens #delterhanda #kraliçe #kuşatma #imparator #tarihi #savaş
8
13.3k GÖRÜNTÜLEME
Devam etmekte - Yeni bölüm Her 30 günde bir
okuma zamanı
AA Paylaş

Bölüm 1- İhata

Bölüm- I İhata

İkam Özgür Şehri, ihtişamlı günlerinden kalan bir hüzünle titredi. Bir zamanlar asaletin ve caydırıcılığın simgesi olan surlar, şimdi kuşatma aletleriyle sarılmış, yarı yıkılmış ve Delterhanda Harringstone’un ordusu tarafından gölgelenmişti. Şehir, geçmişinin yankıları arasında, kendi kaderine direnmeye çalışıyordu.

Gökyüzü ağır kara dumanla kaplanmıştı. Şehirdeki çatılardan yükselen isli alevler, gökyüzünü kaplayan kara bulutu besliyordu ve bu dev duman canavarı gittikçe büyüyordu. Aslan armalı katapultlar, Şehrin Batı ve Kuzey taraflarına konuşlanmıştı. Bu soylu savaş makineleri, kadim şehri çevreleyen duvarlara düşen dev taşlarla yıkımın izlerini bırakıyordu. Ağır ahşap koçbaşılar, demir kapılara karşı inatla ilerliyordu. Her çarpışma, İkam Şehri'nin surlarında yankılanan bir depremi tetikliyordu. Koçbaşılar, büyük kapılarla birlikte Şehrin direnişini de kırmaya çalışırken, kapılar her darbede biraz daha titriyordu.

Delter’in Aslanlı, turuncu flamaları, şehri tamamen sarmıştı. Sadece karada değil; şehrin güneyindeki liman da, donanma tarafından abluka altına alınmış ve şehrin dış dünyayla bağlantısı tamamen kesilmişti.

Şehrin iç kısımlarında ise sokaklar ve meydanlar, kadın ve çocukların endişeli gözlerle izlediği bir savaş alanına dönüşmüştü. Pazar yerleri, bir zamanlar ticaretin canlandığı yerler, şimdi savaşın acımasız gerçekleriyle dolup taşıyordu. Şehir muhafızları, daha önce domates satılan bir standın üzerine merhem ve sargı bezi istiflemişti. Şehir halkının kılık kıyafet alışverişini yaptığı bir alan tamamen tahrip edilmiş, kıyafetler parçalanmış ve yırtık kumaşlar, okların ucuna sarıp ateşe vermek üzere yanıcı bir yağa batırılmışlardı. El arabasıyla tatlı satılan bir yerde, şimdi büyük bir çarşaf serilmiş ve bunun üzerine yaralı askerler yatırılmıştı. Bu askerlerden birinin dizine ok isabet etmiş ve yürüyemez hale gelmişti. Bir diğerine, mancınıkların fırlattığı, surlara çarpan kayanın şarapneli isabet etmiş ve sol kolu dirseğinden itibaren kopmuştu. Kalanlar ise çeşitli şekillerde yaralanmış ve şifayı yahut ölümü bekleyerek uzanıyorlardı. Başlangıçta beyaz olan çarşaf, artık kan ve çamur lekelerinden görülemez hale gelmişti.

Bu hengame ve can pazarının ortasında, İkam Özgür Şehri'nin eski görkemine tanık olmuş binalar, surların gölgesinde yarı yıkık durumda duruyordu. Festival ve dini bayramlarda tüm şehrin toplandığı Bakire Tapınağı, Her ulustan yolcuyu bağırana basan Yolgeçen Hanı, Suçluların yargılandığı Adalet Evi, Şehrin yöneticileri Kadim Konsey’e ev sahipliği yapan Gümüş Saray ve elbette şehrin büyük övüncü, binlerce yıldır ayakta olan Nefes Kütüphanesi. Bu anıt yapılar, şehrin geçmişinden gelen gururu artık yansıtamıyor, birer birer kuşatma tarafından getirilen yıkımın sembolüne dönüşüyorlardı. Şehir, tarihini ve güzelliklerini savunmaya çalışan bir direnişle titriyordu, ancak kuşatmanın acımasızlığı karşısında zorlu bir mücadele veriyordu.

*

Delterhanda Harringstone, şehrin Batı kapısına yakın bir noktada, garnizonundaydı. Kuşatma aletlerinin arasında dikilmiş, İkam şehrinin surlarını gözleriyle süzüyordu. Yanında en güvendiği komutanları ve danışmanları duruyordu. Delterhanda, genç yaşına rağmen, Koldoff’un en güçlü ve en korkulan fatihiydi. Uzun boylu, kaslı, geniş omuzlu, siyah saçlı ve kahve gözlü bir adamdı. Yüzü, savaş meydanlarında aldığı yaralardan dolayı çiziklerle doluydu. Giydiği plaka zırh, üzerinde aslan başı işlemeli kırmızı bir pelerinle tamamlanmıştı. Belinde, babasından kalan, ‘Şangetiren’ isimli efsanevi bir kılıç taşıyordu. Bu kılıç, Harringstone soyunun, antik Koldoff İmparatorluğunun kurucularından geldiğini kanıtlıyordu.


Delterhanda, bu imparatorluğu yeniden kurmak ve Koldoff’u birleştirmek için yemin etmişti. Başında olduğu bu devasa projenin başlangıç adımlarından biri olarak, İkam şehrini ele geçirmek istiyordu. Çünkü bu şehir, antik imparatorluğun en önemli şehirlerinden biri ve kültür merkeziydi. Delterhanda, gözlerini surlardan ayırmadan, yanındaki danışmanı Lord Athelardus’la konuştu. Sesi kararlı ve otoriterdi:

—Athelardus, bana tekrar hatırlat. Enigma nedir? Koldoff nedir?

Delterhanda, her savaştan önce, kendisine bu soruyu sorardı. Bu, onun bir ritüeliydi. Lord Athelardus, Delter’in sorusuna vakur bir şekilde cevap verdi:

—Enigma, bizim yaşadığımız dünyanın adıdır. Enigma, büyük anakaralardan ve bunların çevresindeki küçük adalardan oluşur. Enigma, farklı kültürlerin, inançların, ırkların ve ülkelerin bir arada yaşadığı bir dünyadır. Enigma, hem güzelliklerin hem de tehlikelerin olduğu bir dünyadır. Enigma, hem bilinenlerin hem de bilinmeyenlerin olduğu bir dünyadır.

Koldoff, Enigma’nın en büyük kıtası Akon’un batı ucunda bulunan büyük bir bölgedir. Koldoff’un doğusunda Laxfor, Codrain, Thailor, Wochania ve Hoshelin bulunur. Akon kıtası bu bölgelerden ve bu bölgedeki ülkelerden ibarettir. Koldoff, bir zamanlar antik bir imparatorluğun egemenliği altında birleşik bir bölgeydi. Ancak, bin yıl önce, imparatorluğun çöküşüyle birlikte, Koldoff parçalandı. Koldoff, şimdi, birbirleriyle rekabet eden, küçük beylikler halinde yaşayan hanedanlardan veya özgür şehir cumhuriyetlerinden oluşur. Koldoff, zenginlik ve yoksulluk arasında bölünmüş bir bölgedir. Koldoff, gurur ve utanç arasında sıkışmış bir bölgedir.

Delterhanda, Lord Athelardus’ın cevabını dinledi. Şehirden bu tarafa esen rüzgarı dinlemek için duraksadı. Rüzgarın beraberinde getirdiği ateş ve kan kokusunu hissettikten sonra, kendine güvenle konuştu:

--Enigma, benim dünyamdır. Ben, Enigma’nın fatihiyim. Ben, Enigma’nın hükümdarıyım. Ben, Enigma’nın kaderini belirleyeceğim.

--Koldoff, benim toprağımdır. Ben, Koldoff’un birleştiricisiyim. Ben, Koldoff’un fetihten gelen hakkımla imparatoruyum. Ben, Koldoff’un geçmişini ve geleceğini değiştireceğim.

Delterhanda, konuşmasını bitirdi. Hazırda bulunanlar bu konuşmayı defalarca dinlemiş olmasına rağmen, hükümdarlarının doğal karizmasına kendilerini kaptırmaktan alıkoyamıyorlardı. Delter, Komutanlarına dönerek konuşmaya başladı:

--Bugün, tarihi bir gün. Bugün, İkam şehrini fethedeceğiz. Bugün, Koldoff’un makus kaderini değiştireceğiz. Koldoff aralarında en büyüğü ve en güçlüsü olmasına rağmen yüzyıllardır Codrain’in, Adrolia’nın ve hatta Thailor’un istilalarına boyun eğdi. Çünkü onlar birdi; bizse değildik. Artık Koldoff hükümdardan yoksun, kendi keyif ve eğlencelerinden başkasını umursamayan uçbeylerinin değil tek bir meşru Koldoff İmparatorunun; benim egemenliğim altındadır! Onlar istilacılar geldiğinde yüksek kulelerine kendilerini kapattılar ve kendi canları tehlikeye girene dek savaşmadılar. Gerektiğinde lüks ve şatafatları için düşmanla işbirliği yapmaktan geri durmadılar. Çiftlikler yağmalandı, Koldoff halkı öldürüldü daha kötüsü aşağılandı! Erkekler köle yapıldı kadınlara ise tecavüz edildi. Tüm zenginliklerimiz Akon’un doğusuna taşındı. İstilacılar istediklerini alıp gittikten sonra ise bu lord ve baronlar; leydi ve baronesler tekrar festivallere ve sefahatlerine geri döndü. Kimse ölenin veya çalınanın hesabını sormadı. Sormaya çalışan ise güçsüzlüğümüzden dolayı başarısız oldu. Artık güçsüz olacak lüksümüz kalmamıştır! Artık daha fazla taviz verilmeyecektir! Bu lordların atalarıyla yasalarına dayandırdıkları hükümranlıkları, toprak hakları birleşik Koldoff İmparatorluğu hayali ve ülküsünün yanında yok hükmündedir! Artık ya gerçek İmparator’a boyun eğecekler yahut Amorium’da, Gökel’de, Antik Liman’da ve daha birçok yerde yaptığımız gibi gazabımızla yüzleşecekler! Önümüzde tüm kibriyle ve mağruruyla dikilen İkam şehri de direnmeyi seçmiştir. Kendilerine ‘Kadim Konsey’ diyen bir avuç küstah zengin tarafından yönetilen bu şehir, bir özgür şehir değil, tıpkı Antik zamanlardaki gibi İmparatorluğun bir parçası olmalıdır. Sizler, benim en sadık ve en cesur askerlerimsiniz. Sizler, benimle birlikte, onlarca savaşa girdiniz, onlarca zafer kazandınız.

Yüzlerce yıldır bu topraklarda kimse iki şehirden fazlasına sahip olmadı. Ancak bugün yiğitliğiniz ve fedakarlığınız sayesinde Koldoff’un Güneyi tamamen birleşmek üzere. Sizler, benimle birlikte, bu şanlı ordunun bir parçasısınız. Bu ordu ise onurlu bir ülkünün hizmetkarıdır. Sizlere, emirlerimi veriyorum. Dinleyin ve uygulayın.

Delterhanda, emirlerini tek tek sıraladı:

--General Arthas, sen, kuzey kapısını kır. Koçbaşlarını ve mancınıkları kullan. Kapıyı açtığında, piyadelerini sokaklara sal. Şehrin merkezine doğru ilerle. Direnişle karşılaşırsan, acımasız ol. Esir almıyorum.

--General Balder, sen, Doğu cephesine git. Sofonyx şehri mağrur İkam’a yardım etmeye çok kararlı. Bir ikmal kervanı veya daha kötüsü; destek ordusu gelirse onları şehre varmadan ez. Duvarlarda gedik açıldığında, süvarilerini şehre sok. Şehrin merkezine doğru ilerle. Direnişle karşılaşırsan, acımasız ol. Esir almıyorum.

--Amiral Tharion, sen, limanı ele geçir. Donanmanı kullan. Limanı ele geçirdiğinde, denizcilerini şehre çıkar. Şehrin merkezine doğru ilerle. Direnişle karşılaşırsan, acımasız ol. Esir almıyorum.

--Lord Athelardus, sen, benimle kal. Sen, benim en güvendiğim danışmanımsın. Bana bir şey olursa komuta sende.

--Tüm Birlikler, şehirdeki direnişi tamamen kırana dek savaşacak, ancak Gümüş Saray ve Nefes Kütüphanesine dokunulmasın. Savaş sona erdiğinde konseyle teslim şartlarını konuşacağım. Buranın bir Koldoff şehri olduğunu unutmayın. Yani yağma, talan ve tecavüz yasaktır. Yasaklarımı çiğneyenler ölümle cezalandırılacaktır!

Delterhanda, emirlerini bitirdi. Komutanları, ona saygıyla baktılar. Hepsi, onun liderliğine, karizmasına ve cesaretine hayrandı. Hepsi, onun emirlerini yerine getirmeye hazırdı.

Delterhanda, komutanlarına gururla seslendi:

--Aslanlarım, bugün, zafer bizimdir. Bugün, tarih yazacağız. Bugün, Koldoff’u bir adım daha yaklaştıracağız.

Sesinde, hem coşku hem de emir vardı. Elini havaya kaldırarak, onlara çağırdı:

--Benimle gelin. Benimle savaşın. Benimle kazanın ve Başkentimiz Darxantan’a bir kez daha şanlı fatihler olarak dönelim. Hücum!

Komutanları, onun elini takip ederek, kılıçlarını havaya kaldırdılar. Hep bir ağızdan, onunla birlikte bağırdılar:

--Hücum!

*

Harringstone ordusunun harekete geçtiği İkam surlarından görüldü. Şehirdekiler endişe ve panik içerisinde bekliyorlardı. Artık 2 aydır süren kuşatma büyük bir muharebe ile sona erecekti. İkam'ın kaderi, kanlar içindeki savaş alanlarında, Koldoff'un Aslanının avını yutmak istediği yerde belirlenecekti.

Kuşatma başladığında, şehrin savunmasından sorumlu olan Kadim Konsey, başkomutanlık yetkisini oy birliğiyle garnizon komutanı Feran Yaldar’a teslim etmişti. Feran İkam’da doğup büyümüş bir şehir muhafızıydı. Babası bu şehrin yerel soylularından biriydi. Henüz genç yaşta yapılı vücudu sebebiyle askerliğe uygun olduğunu fark etti ve paralı askerliğe başladı. Koldoff lordlarının kendi aralarındaki savaşlarda, haydut avlarında ve Codrain Kralının Wochania’ya saldırısında savunma ordusunda görevli olarak savaştı. Nihayet savaşlarda aldığı yaralar ona yetip, orta yaşı da geçince doğduğu şehre geri döndü ve şehir muhafızlarına katıldı. Burada önce komutan yardımcısı oldu birkaç sene sonra garnizon komutanlığına yükseldi.

Artık Delterhanda’nın ordusu İkam surlarının önüne geldiğinde şehri savunma görevi de ona düşmüş oluyordu. İki aydır elinden geleni yapıyor olmasına karşın şehrin erzak ve cephane stokları kurumaya yüz tutmuştu. Sofonyx’teki dostların gizli tünellerden getirdikleri yardım dışında bir ikmal alamıyorlardı. Şimdi ise savunucuların yeterince zayıflamış olduğunu düşünen Delter, hücuma kalkmıştı. Feran düşünceli biçimde düşman ordusunun hareketini izledi. Topyekun bir taarruzda savunma avantajlarını kullanıp karşı tarafa zarar verebilirlerdi ancak ufukta zafer gözükmüyordu. Artık beyazlamış top sakalını sıvazlarken kararını verdi. Eliyle subaylarından birini çağırıp surdaki okçuların komutasını teslim etti. Acele adımlarla taş merdivenlerden indi ve atına atlayıp Gümüş Saray’a doğru yola çıktı.

Kısa boyu ve tıknaz yapısı, at binmedeki başarısıyla birleşince hep çok başarılı bir süvari olabileceği düşünülmüştü. Ancak o, bazı savaşlarda şövalyelerle at sürmesine rağmen piyadeliği askerliğin özü olarak görür ve her şeyin üzerinde tutardı.

Feran Gümüş Saray’a doğru hızla at sürmeye devam etti. Kadim Konsey’le görüşmeli ve teslim şartlarında Harringstonelarla anlaşılmalıydı. Delterhanda’nın bir fatih olduğunu biliyordu ancak duyduğu kadarıyla bu adam aldığı şehir ve kasabalara, Koldoff’un bir parçası olduklarından dolayı merhamet ediyor, yakıp yıkmıyordu. Belki de İkam ordusu tamamen yok olmadan ve şehir daha fazla zarar görmeden teslim olunursa barış şartlarında İkam ve Konsey lehine bazı şartlar ekleneceğini umuyordu. Nihayet Gümüş Saray’a vardı.

Saray’ın önünde iki düzine uzun mızraklı muhafız bekliyordu. Bunlar İkam’ın en iyi askerleriydi ve görevleri Kadim Konsey’i korumaktı. Konsey’in muhafızı oldukları zırhlarının göğsünde yer alan gümüş zemin üzerindeki yeşil Ejderha işlemesinden anlaşılıyordu. Feran atının yularını aceleyle muhafızlardan birine teslim etti. Sarayın arkasından yeni doğmaya başlamış güneş, koyu yeşil gözlerini kısmasına sebep oluyordu. Eldivenin tersiyle kel kafasından alnına akan ter damlalarını sildi ve hızlıca Saray’a daldı.

*

Harringstone ordusunun komuta kademesi pozisyonlarını almıştı. Sofonyx’ten gelen yardımları kesmek üzere Doğu kanadına varan General Balder, şüpheli hareketleri izlemek için ormanın içerisine gözcüler gönderdi.

Kendisi Delter’in ordusunun en korkusuz ve en sert komutanıydı. Soylu bir geçmişi yoktu. Paralı askerlikle geçen hayatı, Antik Liman’daki meydan savaşında Delterhanda ile kesişmiş, burada kendisinin ve grubunun gösterdiği başarılarla Athelardus’un gözüne girmişti. Koldoff’lu değildi, çok uzaklardan buraya gelmişti ancak takip edilecek bir adam olarak gördüğü Delter’e, Athelardus’un teklifi üzerine bağlılık yemini etti ve paralı askerlik günlerini geride bırakarak generallikle ödüllendirildi. Kısa boylu, kumral ve yeşil gözlü biriydi. Yüzü ve tüm vücudu savaşlardan aldığı yara izleriyle doluydu. Sakalı ve bıyığı, kızıldı. Zırhı, yeşil ve gümüş renklerindeydi. Göğsünde, bir kılıcın işlemesi vardı. Kılıcı, yıldırım şeklinde bir kabzaya sahipti. Savaşa ve zafer kazanmaya düşkündü. Bugün de zaferlerine bir yenisini eklemeyi umuyordu.

General Arthas Pike, Kuzey Kapısındaki saldırıya çoktan başlamıştı. Mancınıklar birbiri ardına ateşleniyordu. İkam surlarında davetkar gedikler birer birer açılırken piyadeleriyle doğru anı bekliyordu.

O, Delter’in ordusunun en genç ve en hırslı komutanıydı. Teben’de doğmuş yüksek bir soylu çocuğuydu. Delter’le ilk tanışması henüz 16 yaşında, Ablasının düğünü onuruna Teben’de yapılan bir turnuvada oldu. Delter’de o zamanlar 18 yaşındaydı ve henüz Darxantan’ın veliaht prensinden başka bir şey değildi. İki genç Rakip olarak finalde eşleştiler ve bu karşılaşma Arthas’ın kısa süre içerisinde atından düşürülmesiyle sonuçlandı. Önce kibirli doğası gereği mağlubiyeti içine sindiremese de zamanla çok yakın arkadaş oldular. Delterhanda, Darxantan tahtına oturup birleşik Koldoff iddiasını diyara açıkladıktan sonra ordusuyla onu takip etmeye karar verdi. Teben’de yükselen Pike ailesinin veliahtı olarak kolay ve zengin bir hayat geçirebilecekken dostuna güvenip atıldığı bu riskli macera onun için meyvelerini vermişti. Bugün hala 20’li yaşlarının başında olmasına karşı Delter’in müstakbel İmparatorluğunda ondan ve Athelardus’tan hemen sonra geliyordu.

Uzun boylu, gri saçlı ve mavi gözlü biriydi. Yüzü, yakışıklı ve gururlu bir görünüme sahipti. Sakalı ve bıyığı, yoktu. Zırhı, mor ve gümüş renklerindeydi. Göğsünde, bir Turna kuşunun işlemesi vardı. Maceraya ve şöhrete hevesliydi. Zaferin şanını kaptırmaya niyeti yoktu. Batı ve Doğu kanatlarını sürekli kontrol ediyor, şehre ilk girenin kendi birlikleri olmasını istiyordu.

Amiral Thairon Lovsek sancak gemisinden liman ablukasını yürütmeye devam ediyordu. Darxantan doğumlu bir deniz subayı olarak, terfi aldığı günden beri Harringstone Donanmasının başındaydı.

Uzun boylu, sarışın ve mavi gözlü biriydi. Yüzü, denizin tuzundan ve güneşin ışığından kızarmıştı. Sakalı ve bıyığı, altın rengindeydi. Zırhı, lacivert ve açık mavi renklerindeydi. Göğsünde, bir yelkenli geminin işlemesi vardı. Kılıcı, deniz kabuğu şeklinde bir kabzaya sahipti. Lovsek ailesi Darxantan’ın önde gelen denizci ailelerindendi. Zira Thairon’un babası da Delter’in babası Archie Harringstone’a hizmet etmiş bir denizciydi.

İkam, komşularına kıyasla güçlü donanması olan bir şehirdi. Ancak bu donanma çoğunlukla tüccar gemilerini korumak için imal edilmiş küçük kadırgalardan oluşuyordu. Bu nedenle şehrin gemileri, Büyük sancak gemisi tarafından yönetilen ve kuşatma tecrübesi olan Harringstone donanmasıyla açık denizde karşılaşma riskini almadan limanda bekliyorlardı.

Lord Athelardus Piroa, Delter’in en güvendiği danışmanı ve arkadaşı olarak yine yanındaki yerini almıştı. Üzerine İkam şehri ve coğrafyası oyulmuş ahşap masanın üzerine eğilmiş, kuşatma planını gözden geçiriyordu.

Orta boylu, esmer ve kahverengi gözlü biriydi. Yüzü, zeki ve sakin bir ifadeye sahipti. Sakalı ve bıyığı, siyahtı. Zırhı, kırmızı ve altın renklerindeydi. Göğsünde, bir aslanın işlemesi vardı. Kılıcı, kale burcu şeklinde bir kabzaya sahipti. Siyasete ve stratejiye meraklıydı.

Koldoff’un en batı ucu Karahisar adasıyla bitiyordu. Bu adanın üzerinde Üstyurt, Altyurt ve adaya ismini de veren büyük Karahisar şehirleri bulunuyordu. Altyurt ve Üstyurt denizci aileleriyle meşhurdu. Karahisar ise tüm diyardaki en iyi şövalyeleri eğiten şehir olarak nam salmıştı. Düzlükte yahut engebelli arazilerde Karahisar Şövalyeleri rakipsizdi. Aynı zamanda Karahisar Şehri, Ana kara Koldoff’la ada arasındaki Hançer Boğazı’nı da kontrol ediyordu.

Athelardus’un ailesi Piroa Hanesi ise Karahisar Şehrinin önemli ailelerinden biri olarak tanınıyordu. Aile her nesilde en az bir erkeği Karahisar Şövalyesi olarak yetiştirmekle övünürdü. Athelardus’ta Piroa’nın yetiştirdiği Şövalyelerden birisiydi.

Athel, bir gün bir han sohbetinde Antik Koldoff İmparatorluğunu dirilterek Doğulu İsgalcilere karşı bir ve bütün olarak durma hayali kuran Delterhanda isimli çocukla karşılaştı. On yaş kadar büyük olduğu bu genç ona o gün için oldukça hayalperest ve çocuksu gelmişti. Yani eski yazmaları, Koldoff Destanlarını ve kocakarı masallarını dinleyen herkes Antik İmparatorluğa bir özlem duyar, içi ısınırdı. Ancak bugün onlarca farklı parçaya bölünmüş ve kimi Koldoff’lu kimi yabancı hanedanlar tarafından yönetilen bu toprakların bin yıl önceki gibi tekrar bir araya geleceğini düşünmek Athel’in gerçekçi ve pragmatist yapısına uymuyordu.

Tavernadaki karşılaşmalarından sonra iki yıl boyunca bu genci bir daha görmese de Darxantan tahtına geçtiği haberini aldı. Bu sırada Karahisar şehrinin iç siyaseti çok karışıktı. Albillon Hanesi şehir yargıçlarını, muhafızlarını ve askerlerini kendi tarafına çekmek için her yolu kullanıyordu. Albillonların nüfuzunun agresif artışı şehirde diğer ailelerde, Athel’in ailesi Piroa ailesinde de, büyük rahatsızlık yaratıyordu. Nihayetinde bu güç çekişmesini Albillon Hanesi kazandı ve şehir üzerinde tam kontrolü ele geçirdiler. Piroa Hanesi de diğer haneler gibi şehirden sürüldü.

Annesinin de ölümünden sonra Piroa Hanedanının en yaşlı üyesi olan Athel, ailesi için yeni yurt arayışına başlamıştı. Aklına handa tanıştığı sonradan Darxantan’ın başına geçen soylu çocuğun gelmesi uzun sürmedi. Delterhanda, misafirperverlik gösterip tüm Piroa ailesini Darxantan’a kabul etti. Athelardus, Darxantan günlerinde Delter’in göğsü şişik bir hayalperest olmadığını gördü. Delter’e yönetim konusunda rehberlik etti ve tecrübelerini aktardı. Beraber girdikleri savaşlarda ve çektikleri ziyafetlerde Birleşik Koldoff ülküsüne giderek ısındı. Nihayetinde kendisini davasına ve liderine adayarak Delterhanda’nın en büyük destekçilerinden birine dönüştü.

Athel, garnizon çadırına Delterhanda’nın girdiğini görerek masadan kalktı. Delter’in arkasından yaverleri de girdi ve Delter’e göğsünde turuncu aslan işlemesi olan çelik plaka zırhını giydirmeye başladılar. Delter, yaverlerin işini bitirmesini beklerken Athel söze girdi

--Gidiyor muyuz Haşmetmeapları?

Delterhanda, yaverine yardımcı olmak için kolunu kaldırırken kendinden emin bir tonla cevap verdi:

--Evet, dış savunma çökmek üzere. Şehrin içinde birliklere önderlik edeceğim.

Athel’in bakışları keskinleşti. Ne olduğunu anlamıştı. Masadaki Turna Kuşu figürünü işaret ederek konuştu. Bu figür General Arthas Pike’nin birliklerini temsil ediyordu.

--O halde Lord Arthas övgüleri toplamak ve kimseyle paylaşmamak için harekete geçmekte gecikmemiş olmalı.

Delterhanda gülümseyerek yanıtladı:

--Evet, ancak dış savunmanın düşmesiyle teslim olacaklarını sanmam. Şehrin merkezinde son bir savunmaya hazırlıklı olmalıyız. Amiral Thairon Limanı ele geçirebildi mi? Denizcilerin Güney tarafından yeni bir cephe açması önemli.

--Ne yazık ki hayır lordum. İkam donanmasını liman dışına çekemiyoruz. Limana yaklaştığımızdaysa kadırgalarına kıyıdan ateşli ok atan okçular destek veriyor. Gemi kaybetme riskiyle karşılaşıyoruz.

Delterhanda’nın yüzündeki gülümseme silinmişti. Çelik eldivenli elini hiddetle sıktı. Dişlerini birbirinden ayırmadan mırıldandı:

--Şimdiye dek çoktan düşmesi gerekirdi. Bir iki geminin İkam Şehrinden önemli olduğunu mu düşünüyor Thairon?! Her neyse, kaybedecek vakit yok. Benimle gel ve merkez piyadelere hücum emri ver.

--Emredersiniz lordum.

*

Feran Yaldar, Gümüş Saray’ın ışıltılı koridorlarında aceleyle ilerledi. Altın yaldızlarla süslü, yeşil ipek halının üzerine bastığında Konsey’in toplantıları yaptığı odanın bulunduğu koridora girmişti. Bu koridor boydan boya şehrin ileri gelenlerinin yağlı boya portreleri ve diyarın dört bir yanından gelen pahalı resimler ile süslenmişti. Tavandan sarkan büyük ve parıltılı şamdanlar, tatlı sarı bir renkle koridoru aydınlatıyordu. Koridorun bittiği yerde avluya bakan kocaman bir pencere vardı. Camın üzerine damlayan ince yağmur taneleri havanın bozmuş olduğunu haber veriyordu. Buraya geldiğinde Feran’ın içerisine bir kurt düştü. Sarayda ilginç bir sessizlik hakimdi. Yalnızca kendisinin ayak seslerini duyuyordu. Kaybedecek vakit olmadığından düşüncelerini toparladı. Üzerine yağmur damlayan camın önüne kadar yürüdü ve toplantı odasına girdi.

Konsey’in 7 üyesinin tamamı yarım hilal şeklindeki gürgen masada yerini almıştı. Hararetli tartışmayı kapının açılması bıçak gibi kesti. Herkes meraklı gözlerle Feran Yaldar’a bakmaya başladı. Feran’da bir anda oluşan sessizlikten ötürü şaşırmıştı. Birkaç saniye süren gergin bekleyişi tam ortada oturan, Konseyin yöneticisi İsmay Hanım bozdu. Otoriter ses tonunun arkasındaki tedirginliği ustaca gizliyordu:

--Komutan Feran, cephede olmanız gerekmiyor mu?

-- Evet, Leydim. Ancak, Şehrin teslim olması gerektiğini söylemek için geldim.

Bu sözler odada ikinci bir şok dalgasına sebep olmuştu. Sessizliği bu kez konsey masasının en sağında oturan şişman bir tüccar olan Rogier bozdu. Ellerini hiddetle masaya vurarak kalktı ve ağzından tükürükler saçarak Feran’a bağırmaya başladı:

-- Teslim olmak mı? Bu ne cüret? Bu ne ihanet?! Sen, İkam'ın garnizon komutanı

olarak, şehri savunmakla görevli değil misin?

Feran yanıtladı. Söylediği sözler en çok kendisini üzmüştü ancak tavrı kesindi. Son çare olmasa buna başvurmayacaktı:

-- Evet, öyleyim. Ama şehri savunmanın tek yolu, teslim olmaktır. Delter'in ordusu, bizi ezmeye hazır. Şehrin erzak ve cephane stokları tükenmek üzere. Sofonyx'ten gelen yardım da yeterli değil. Dahası Limanlarımıza olan saldırılar sıklaştı. Liman düşerse şehri koruyacak duvarlar olmayacak. Eğer savaşmaya devam edersek, şehir yakılıp yıkılacak, halk katledilecek. Ama eğer teslim olursak, Delter bize merhamet edecek. O, bir fatih, bir zalim değil. Koldoff’u birleştirme arzusu duyan bir lider olarak, Bir Koldoff şehrine ve onun yasalarına saygı gösterecektir. Eğer boyun eğersek, barış şartlarında, İkam'ın lehine bazı tavizler alabiliriz.

Rogier bu sözler üzerine daha da öfkelendi. Elinde şarap dolu bardağı yere fırlatarak haykırdı:

-- Sen, Delter'in yalanlarına inanıyorsun. O, bir fatih değil, saldırgan bir zalim. Tüm eski yasaları yok sayıyor; nice soylu haneni toprak hakkını gasp etti! Şehri yakıp yıkacak, halkı köleleştirecek, kültürümüzü yok edecek. Biz, İkam'ın özgürlüğünü ve gururunu korumak için savaşmalıyız. Sen, bunu anlamıyorsun. Sen, bir hain, bir işbirlikçisin. Delter ile anlaştın, değil mi? Bize ihanet ettin, değil mi?

Artık odadaki gerilim kopma noktasına gelmişti. Onurlu bir asker olarak Feran, ikinci kez ihanetle suçlanmıştı ve bu artık onun tolerans seviyesini aşıyordu. Elini kılıcına attı ve kınından yarısına kadar çekerek Rogier’in üzerine yürüdü. Bu hamleyi beklemeyen tüccarın öfkesi korkuya dönülmüştü. Domuz gibi viyaklayarak geriye doğru yalpaladı. Feran’ın hareketini gören Konsey üyelerinden bir kısmı da kendilerini korumak adına ellerine bellerine atmış ve hançerlerini çekmişti.

Kan dökülmesine ramak kala Leydi İsmay haykırarak ayağa kalktı. Odadaki tüm gözler ona çevrildi. Beline kadar uzanan dalgalı turuncu saçları, yeşil gözleri, yanağındaki çilleri, göğsünün üzerinde gümüş bir ejderha işlemesi olan beyaz elbisesiyle savaşın ortasında bile göz alıcı güzelliğe sahip olan bu kadın nasıl liderlik edeceğini biliyordu. Herkes yerine oturduktan ve kılıçlar kınlarına girdikten sonra Rogier’e taşkınlıkların Kadim Konsey önünde hoş karşılanmayacağını sert biçimde hatırlattı. Ardından Feran’a dönüp:

--Sizin bir hain olmadığınızı biliyoruz General. Ancak bir Konsey üyesine kılıç çekmek İkam’ın kadim yasalarında büyük bir suçtur. Görevinizden alındınız.

Kapının arkasına doğru seslenerek devam eder:

--Muhafızlar! General Feran’ı zindana götürün. Savaş bitip İkam kurtulana ve Adalet Evi yeniden yargılamaya hazır olana dek orada kalsın.

General Feran büyük bir hayal kırıklığıyla konseye baktı. Küçümser bir tavırla kılıcını çekip gürgen masanın önüne fırlattı. Muhafızlar girip onu zindana götürmek için koluna girerken direnmedi. Ancak kapıdan çıkmak üzereyken arkası dönük biçimde konseye seslendi:

-- Şehri kurtaracak tek seçeneği kibriniz yüzünden reddettiniz. Ben İkam’ın esiri olmaktan şeref duyarım. Ancak sizler gururunuzun esirisiniz.

*

05 Şubat 2024 23:21 12 Rapor Yerleştirmek Hikayeyi takip edin
9
Sonraki bölümü okuyun Bölüm 2 - İnci Küpeli Lavernia

Yorum yap

İleti!
Dila Atman Dila Atman
Tabii ki oyladım 6 oy atmışsınız 6 oy attım devamını atarsanız yine atarım
March 15, 2024, 17:27
Dila Atman Dila Atman
Başarılar diliyorum! Birbirimize destek olabilir miyiz? ♡ Birbirimizi ve kitaplarımızı takip edip, bölümlerimizi oylayabiliriz 6 oy atarsanız geri dönüş yapabilirim.
March 10, 2024, 08:31

  • İhsan Akbel İhsan Akbel
    Merhabalar, tabi ki. Sizi takip ediyorum. March 15, 2024, 12:01
  • İhsan Akbel İhsan Akbel
    Bölümleri de beğenir misiniz? March 15, 2024, 13:54
Burhan Soyar Burhan Soyar
Öncelikle elinize sağlık devamı gelecek mi? Bir de sormak istediğim şey haritayı kendiniz mi yaptınız?
February 10, 2024, 01:23

  • İhsan Akbel İhsan Akbel
    Merhaba, teşekkür ederim güzel yorumlarınız için. Yarın yeni bölüm yayınlamayı düşünüyorum lütfen takip listenize ekleyin. Harita bu evrene özel yapıldı ancak bizzat ben yapmadım. February 10, 2024, 01:31
ED Elcin Deniz
Fantastik kurgu evrenleri seviyorum. Enigma için daha fazla detay gelecek mi?
February 10, 2024, 01:17

  • İhsan Akbel İhsan Akbel
    Enigma için bir çok hikaye oluşturmak istiyorum ancak en detaylı bilgileri Koldoff üçlemesinde alacağız. February 10, 2024, 01:32
Emir Kaan Besbeli Emir Kaan Besbeli
Teşekkürler
February 07, 2024, 22:41

  • İhsan Akbel İhsan Akbel
    Okuyup yorum yaptığınız için ben teşekkür ederim. February 10, 2024, 01:31
TA Tarih Atlasi
İlk bölüm harika. Devamını bekliyorum.
February 07, 2024, 22:40

~

Okumaktan zevk alıyor musun?

Hey! Hala var 3 bu hikayede kalan bölümler.
Okumaya devam etmek için lütfen kaydolun veya giriş yapın. Bedava!