naneliseker4 Naneli Şeker🌸

Köstekli Saatin Sırrı serisindeki Fatih Meriççi'nin hikayesi. Kendini bilime adamış bir adam düşünün. Öyleki hiç evlenmemiş, evlatlık oğlunu da bilimleiç içe yetiştirmiş bir adam, zaman makinesini icat eden bir bilim insanı... Selim Meriççi. Fatih bir gece alacaklı gibi vurulan kapıyla uyanır. Kapıuı açtığında gördüğü şey garip bir nesnedir. Nesneye dokunduğu an anılar zihnine akmaya başlar. Babasıyla beraber zaman makinesini yapmıştır ama işler planladıkları gibi gitmediği için zamanın dengesi altüst olmuştur. Her şeyi düzeltmek için zamanlar arasında gezerken yaptığı bir hata sonucu zamanlar arasına sıkışır ve asla kendi zamanına dönemez. Bütün her şeyi nasıl düzelteceğini düşünürken büyük bir sırrı öğrenir. Bu sır onu kurtuluşa götürecektir.


Kısa Hikaye Tüm halka açık.

#timetravelersdilemma #bilimkurgu
Kısa Hikaye
1
4.1k GÖRÜNTÜLEME
Tamamlandı
okuma zamanı
AA Paylaş

Hata- İkilem-Çaresizlik

“Zaman yolculuğu ve zaman makinesi bu güne kadar hep insanların ilgisini çelmiştir ancak inandığımıza göre zamanda yolculuk düzeni alt üst eder ve denge bozulur bu sebeple hep bilim kurgu olarak kalmıştır ve imkansız olduğu düşünülmüştür. Peki ya değilse?


Yirmi iki yıldır üzerinde çalıştığımız bu proje sonunda tamamlandı ve şuanda canlı yayında teste şahit olacaksınız. ”


“Profesör bütün işlemler hazır onayınızı bekliyoruz. ”


“Profesör büyük bir sorunumuz var!”


“Zaman ayarlayıcı kısmı çalışmıyor, gittikçe ısınıyor. Pa-patlamak üzere!”


Etraf bir anda dumanla kaplanmış sağır edici bir gürültü çıkmıştı. Artık geri dönüşü olmayan bir hata yapmıştı, hayalleri alt üst olmuştu. Son dakika dünya haberleri bu korkunç patlamadan ve ardından kara deliğe benzer portallardan bahsediyordu.


Profesör yıkılmış bir haldeydi çünkü oğlu da bu portallardan birinin içine çekilmişti. Kapatmak için zaman makinasını ararken tam arkasında yeni bir portal açılmış ve içine sürüklenmişti. Ürpertici bir soğukla uyandı. Bir ormandaydı ay ışığının berrak bir şekilde dallardaki su damlalarına yansımasını izledi bir süre.


Olanlara inanmak istemiyordu çünkü her şey bitmişti ama aslında bilmediği bir şey vardı. Asıl her şey şimdi başlıyordu ama farkında değildi. Oysa oğlu Fatih her şeyin farkındaydı. Zaman makinesinin yol açacağı zararlarında. Zaman dengesi bozulmadan üç gün önce geç saatlere kadar laboratuvarda çalışma yapmış ardından biraz dinlenmek için evine gitmişti.


Uykuya dalıp rüya görmeye başladığı sırada alacaklı gibi vurulan kapının sesiyle uyanmıştı. Babası evde olmadığı için başta onun gelmiş olabileceğini düşünmüş ardından bu düşünce saçma gelmişti. Profesör gece olduğu da laboratuvarda uyur eve gelmezdi. Terliklerini ayağına geçirip gözlüğünü taktı. Lenslerle uğraşacak zaman olmadığını söylemişti içinden bir ses. Kapıyı açtığında insanın içini ürpertip tüylerini diken diken eden bir ayaz karşılamıştı onu. Bir de yerde duran garip bir cisim. Sanki bir küre gibi ama değildi biraz daha dikkatli bakıldığında küpe de benziyordu. Yaklaştıkça ise üçgen piramit gibi görünen tuhaf bir cisimdi. Etrafına bakınıp bir iki adım daha attı. Cisim eline aldığında köstekli saate dönüştü.


Yaşamadığı ama aynı zamanda yaşadığı anılar Fatih’in beynine akarken aklında tek bir düşünce vardı.


Bunu geri nasıl düzeltebilirdi?

Önce her şeyin nasıl başladığını düşündü. Zaman makinesinin ayarlarındaki küçük bir eksiklik yüzünden miydi gerçekten de?


Yoksa zamanın düzeninin bozulması başka bir şeyin düzelmesi için mi gerekliydi? Bu sorunun cevabını bilmediği için beklemeye karar verdi.


O gün portaldan içeri sürüklenip gözlerini karla kaplı bir ormanda açtığında almıştı cevabını.


Zamanda düzeltilmesi gereken şeyler vardı ama hangi zamanda? Belki binlerce yıl sonrası belki de yüzlerce yıl öncesi... Ormanda karşılaştığı lise öğrencilerinin çaresizliklerini görünce bir şekilde onları kendi zamanlarına döndürmenin yolunu aramaya başladı.


Geldiği zaman tarihi çağlardan önceydi ve tuhaf bir zamandı. Bu zamanda vampir, kurtadam, emegen denen garip yaratıklar ve büyücüler vardı. İnsanlık ve yaratıkların savaşında bu liseli gençlerle birlikte insanlığın yanında savaşmış ve zaman makinesini tamir etmeyi başarmıştı. Gençlerin arkadaşları Olcay’ı da bulmak için gerisinde mağara duvarına şifreli yazılar bırakmıştı. Olcay’ın dönüş hikayesi ise bambaşkaydı.



Fatih gençleri zamanlarına gönderdikten sonra zamanın düzeni düzeleceği yerde daha da bozulmuştu. Aynı zamanı yüzlerce kez yaşamıştı. Acı verici olaylara defalarca kez tanıklık etmiş ama hiçbir şeyi düzeltememişti. Bir kız kardeşi olduğunu öğrenmişti. Ailesi öldükten sonra farklı yetimhanelere verilmişler. Fatih yıllarca acı çeken kız kardeşinden habersiz yaşamıştı. Her seferinde onu bulup intihar etmesini önlemeye çalışmış ancak her seferinde kız kardeşi Zehra ellerinin arasından kayıp gidip mavi sular arasında kaybolmuştu. En sonunda Olcay’ı bulmuştu Fatih ve onun ölümünü engellemek için de Yiğit’i bebekken ailesinden alıp Olcay’ın gideceği, liseli gençlerin gittikleri zamanın sonrasına götürmüştü. Yiğit burada onlardan biri gibi büyümüş ve zamanı geldiğinde de Olcay’ın yanında durmuştu. Olcay’ın yaşaması da Zehra’nın yaşamasına sebep olmuştu. Olcay, zaman makinesiyle tam zamanında yetişmiş ve Zehra’yı kurtarmıştı.



Zehra kurtulmuş olsa bile Fatih onun karşısına çıkacak gücü kendinde bulamamıştı. Uzaktan izlemekle yetinmiş Atlas ve arasındaki kavgadan sonra tekrar intihar etmesinden korkmuştu. Nitekim korktuğu başına gelmiş ve Zehra kendini tekrar okyanusun mavi sularına bırakmıştı. Bu sefer onu kurtarmıştı ve hafızasını silmişti.



Kız kardeşinin iyi olduğundan emin olduktan sonra sıra babasını bulmaya gelmişti. Profesör Selim Meriççi de Olcay’ın olduğu zamana düştüğü için Fatih için onları geri göndermek zor olmamıştı. Artık her şey düzeldi diye düşündüğü an garip bir konuşan kedi olan Schrödinger ona hiçbir şeyin bitmediğini aynı şeyleri defalarca kez yaşayacağını çünkü kendisinin de yaşadığını söylemişti. Böylece zaman başa sarmış ve her şey tekrar etmişti.

Schrödinger, Fatih’e bu evrenin sırrını anlatana kadar döngü böyle devam edip durmuştu. Sırrı öğrenene kadar Fatih her şey için kendini suçlamıştı. Evrenin ve zamanın bozulmasının bütün suçlusunun kendisi olduğunu ve zamanlar arasına sıkışıp kalarak bunun cezasını ödediğini düşünmüştü... Ancak öyle değildi. Yaşadığı dünya bir kitaptı.


Seçimlerinin hiçbiri kendisine ait değildi. Sadece yazarın kuklasıydı... Kötü adam olması için seçilen günah keçisinden başka bir şey değildi. İçindeki öfke o kadar büyüktü ki Schrödinger’in de yardımıyla zaman sınırını aşıp evrenler arası geçişi sağlamanın yollarını aramaya başladı ancak tahmin etmediği bir şey olmuştu.


Bunu yazan yazar olmadığı için evrenler birbirine girmek üzereydi ve Fatih bu durumu düzeltebilecek biri değildi. Ne yapacağını düşünürken aynı kadere sahip olduğu Eylül ile tanışınca ne yapması gerektiğinin farkına varmıştı. Yazarlar yazdıklarını silerse her şey düzelebilirdi.



Bu düşüncenin ardımdan Fatih ve Eylül yazarlarını kaçırmaya karar verdiler.


“Çok mutlu olmalısın.”


Fatih’in maskesinin yüzünden boğuk çıkan sesi yazarı Lale’yi ürkütmüştü ama Fatih umursamıyor gibiydi. Bu zamana kadar hep kendini suçlamış ama şimdi asıl suçluyla karşılaşmıştı. Daha yirmi yaşında bile olmayan bir genç kızın hayatını mahvettiği gerçeğini kaldıramamıştı.



“Kimsin sen? Odama nasıl girdin?”


Fatih sinirlerinin boşaldığını hissediyordu. Ellerini yumruk yapıp dişlerini sıktı.



“Kim miyim? Senin yüzünden hayatı cehenneme dönen kişiyim! Senin yüzünden evine dönemeyen kişiyim! Her şeyin sorumluluğunu üstüne yıktığın kişiyim! Senin yüzünden belli bir zamana ait olmayan evrenler arasında sıkışmış biriyim! Hâlâ tanımadın mı sevgili yazar?! Sen her şeyi mahvederken ben düzeltmeye çalışan kişiyim!”



“F-Fatih?”


Fatih, derin bir nefes verip kaşlarını kaldırarak başını hafifçe sağa eğdi. Lale ise dehşetle ona bakıyordu.


“Ta kendisi!”


“A-ama nasıl olur? Sen... Kitap karak-”


Kitap karakteri olduğu gerçeğini henüz hazmedememişken bir de yazarın söylemesi daha çok sinirlenmesine sebep olmuştu.

“Senin yüzünden. Senin verdiğin ceza yüzünden. Neydi? Ah hatırladım... Evrenin düzenini bozduğu için zamanlar arasında sıkışıp kaldı... Yazdığın bir cümlenin hayatımda neleri etkilediğini, bana nelere mâl olduğunu biliyor musun?! Şimdi her şeyi düzelt yoksa sen de benimle aynı şeyleri yaşayacaksın! Ailen seni unutacak, değer verdiğin insanları bir daha göremeyeceksin, dünya senin varlığını silecek sanki hiç var olmamışsın gibi sana ait olan her şey yok ola-”



Fatih o kadar öfkeliydi ki sanki azılı bir yaratık gibi ağzından zehir fışkırıyordu. Sözünün kesilmesiyle neye uğradığını şaşırmıştı çünkü karşısındaki kız kaşlarını çatmış öfkeyle ona bakıyordu. Bir an için annesini kızdırmış küçük çocuklar gibi hissetti. Annesi olmadığı için bu duyguyu hissetmenin imkansız olduğunu düşünüyordu oysa.



“Bir dakika, bir dakika! Yani her şeyin benim suçum olduğunu mu söylüyorsun? Böyle bir şey olabileceğini nereden bilebilirdim ki? Sonuçta yalnızca bir kitaptı. Boş zamanlarımda ya da derslerden bunaldığımda kafa dağıtmak biraz da gülmek için yazdığım kelimelerden başka bir şey değildi. Onların istekleri mi? Onlar sadece kitap karakteri.”


“Önce sözümü bitirmemi bekle. Su küçüğün söz büyüğün demiş atalar hiç mi duymadın?”



“Kesin uyuya kaldım ve saçma bir rüya görüyorum yoksa bunun başka bir açıklaması olamaz.”


“Hayır rüya değil. Kanlı canlı karşında duruyorum. ”



Lale şakaklarını eliyle ovuşturup Fatih’e baktı. İç çekip konuşmaya başladı.



“Madem her şeyi biliyorsun o zaman tekrar edeyim. Evet kitaptaki her karakter benim için ayrı yerlere sahip. Onlara gerçek insanlarmış gibi değer verdim, sırdaşım, arkadaşım yaptım. Karaca ya da Yiğit’in dış görünüşü hayalimdeki sevmek istediğim adamdı. Harun’un zekası ve kibarlığı, Rüzgar’ın eğlenceli kişiliği... Hepsi o adamı tamamlıyordu. Olcay bana en çok benzeyen karakterdi ilk yazışım olduğu için acemiydim. Evet yazdığım her karakter benden bir parça taşıyor. Az önce Zehra’ya yaptırdığım seçim için beni suçladın öyle değil mi? Zehra... İntihar etmeye çalıştı ama Lale öldü. Ne kadar çok intihar etmek istediysem de cesaret edemedim ve Zehra’nın intihar ettiği gün eski Lale’yi öldürdüm. Güliz’e gelince... O benim hayalimde olmak istediğim kişiydi... Sen de de benim bir parçam var Fatih her ne kadar kabul etmesen de sen benim kitabımın karakterisin. Yaptığın seçimler senin kendi seçimin.”



Nasıl benim seçimim olur diye düşündü Fatih. Eğer benim seçimim olsaydı işlerin bu kadar karmaşıklaşmasını istemezdim dedi kendi kendine. Afallamış hâli uzun sürmedi. Kararlı olduğu şeyi ne olursa olsun yapacaktı. Yaşadıklarını yazara da yaşatacaktı.


Eğer biraz bile olsun bu yazarı tanıyorsam benim kaçırmama gerek kalmadan kendisi kabul edecek diye düşünerek maskesini taktı. Aynı zamanı defalarca kez yaşamak ona yeni bir yetenek kazandırmıştı.


“Bak biraz sinirli olduğum için çıkıştım kusura bakma ama eğer düzeltmezsen gerçek evrenlerle hayal ürünü evrenler birbirine girecek."


"Eee süper bu!Ne zaman gidiyoruz? "


Balık oltaya gelmişti. Artık her şeyi düzeltmesi gereken kişi asıl suçluydu.


Başta hatanın kendisinde olduğunu düşünmüşti. Ardından Schrödinger'in anlattıklarıyla ikileme düşmüştü. Kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu düşünürken içindrki çaresizlik ve öfke ağır basmıştı. Kendini suçlarken bir başkasını suçlamanın daha kolay olduğunun farkına varmıştı ancak ortada bir suçlu olmadığını çok geç fark etmişti. Bütün işler bitip zamanlar ve evrenler düzeldiğinde, en sonunda elde ettiği ise koca bir “HİÇ”ti.


29 Ekim 2023 18:53 2 Rapor Yerleştirmek Hikayeyi takip edin
6
Son

Yazarla tanışın

Naneli Şeker🌸 Hayali yazar olmak olan bir nane şekeri bağımlısı🌸

Yorum yap

İleti!
İlayda Yavuzoğlu İlayda Yavuzoğlu
Kitaplarıma şans verir misiniz? Karşılıklı beğeni ve takip yapabiliriz.
December 13, 2023, 19:59
Arman Berra Arman Berra
Sonra okuyacağım güzel görünüyor. Başarılar.
November 02, 2023, 07:47
~