yazarperest-1690661979 Yazarperest Yazkan

Bir Prenses düşünün Sarayda değil Savaş alanlarında büyüyen, oyuncak bebek ve mücevherler yerine, kan ve vahşet gören. Bir baba düşünün eşi ve çocuğu İçin onlardan vazgeçen, bir anne düşünün kızına siper olurken ölen. Bir kız çocuğu düşünün her iki tarafı da yarım olan. İşte bu Karanlıklar Kralı ve Karanlık Ejderha Felix Black’in Kızı, Aisha Sui Black Fantastik kendini bulma macerası. Düşünün ki sevdiğiniz kişi ile olamıyorsunuz sırf Melez olduğunuz için Şimdi size soruyorum Bu durum size iyi olmaya mi iterdi yoksa kötü olmaya mı? İyi ve kötü olmak seçim midir? Yoksa bir itilme durumu mu? Peki bu durumda Aisha hangi seçeneği seçecek? Herşeye rağmen iyi olmayı mı? Yoksa kötü olmayı mı? “Unutma Aisha, iyi veya kötü olmak seçimindir. Kötü olmaya zorlanmazsın sadece seçersin.” Bu serinin ilk kitabı olup Yazarperest tarafından yazılmış ve özgün hikayedir. Tüm hakları saklıdır. Çalınması ve kopyalanması yasaktır. #TelifHakkı


Romantizm romantik gerilim Sadece 18 yaş üstü için. © Bu hikayenin telif hakları Ejder Prensese aittir. Çalınması durumunda mahkemeye başvurulacaktır.

#aile #özlem #bekleyiş # #söz #kadimkitap #abile #kendinibulma #kıskançlık
18
10.0k GÖRÜNTÜLEME
Devam etmekte - Yeni bölüm Her gün
okuma zamanı
AA Paylaş

B-1

Her şey 10 Temmuz saat 06:00'da başladı. Sui, serin sabah sularında İmparator'dan gönderilen telgrafla uyandı. Elçi, kapıyı kırarcasına çaldığında telaşla kalktı, giyinip hızla aşağı indi. Yüzünü telaşla yıkadıktan sonra kapıyı açtı. Elçi, ter içinde ve soluksuzdu. Elleri titreyerek aldığı telgrafı yırtarak açtı. Telgrafta, Derek Darwin Werak'ın imparatorluğu kışkırttığı ve ordusunu üzerimize saldığı yazıyordu. Derek'in ihaneti açıktı. Sui, elindeki telgrafla Joha'nın odasına doğru koşmaya başladı. İçinde bir ses, bu savaştan sağ çıkamayacağımızı söylüyordu, ancak askerler emirlere karşı gelemiyordu. Joha'nın kapısına nefes nefese ulaştığında, içeri girdiğinde Joha, olacakları bilir gibi ona bakıyordu.


Joha Sui'ye öyle içli içli bakıyordu ki, Sui anlamıştı Joha'nın gideceğini ve onu durduramayacağını. Joha Sui'ye her şeyi kabullenmiş bir şekilde bakıyordu, oysa Sui'nin içindeki alev alev yanan ve sönmeyen yangını kimse görmüyordu.


Sui, Joha'ya "Gitme, kal" dese, kalır mıydı? Hayır, kalmazdı. Joha bir askerdi ve asker emirlere karşı gelemeyebilirdi. Sui ağlamamaya çalışsa da içi acıyordu. Joha inkar etmek istese de öleceğini biliyordu ve kardeşi yalnız kalacaktı.


"Söz ver Joha, geri geleceksin, tamam mı? Beni bırakmayacaksın" dedi Sui.


Joha cevap verdi: "Söz küçük general, ne olursa olsun sana döneceğim. Gerekirse dünyayla savaşacağım."


Joha'nın Sui'ye olan bakışları o kadar masumdu ki, sanki Sui'nin her zerresini ezberliyordu. Bu bakışlar, eğer Sui'nin içindeki düşünceleri okuyabilseydi, Joha'nın kararını verdiğini anlatıyordu. Zaman o kadar yavaş akıyordu ki, Sui bildiklerinin altında ezilmeye devam ediyordu.


Joha kapıya doğru yürümeye başladığında, asla bu eve dönemeyeceğini, kardeşini bir daha sarılamayacağını, gülüşünü, deliliklerini ve her defasında kapıdan içeri girdiğinde duyduğu "abi" deyişini kaybedeceğini iyi biliyordu. Joha öyle bir nefes aldı ki, sanki son nefesiydi, ciğerlerini delip geçiyordu.


"Beni dinle kardeşim, her ne olursa olsun güçlü durmak zorundasın. Bu hayat acımasızdır ve ilk darbe de yıkılan birisine acımaz" dedi Joha.


Sui bir kez daha abisinin haklı olduğuna kızdı, neden hep haklı olmak zorundaydı ki? Haksız olsa bile ayrılmayacaklardı. Sadece kafasını kabul eder şekilde aşağı yukarı sallarken, içinde kopan fırtınayı dindiremiyordu.


Sui'ye göre aradan 3 saat geçmişti, ama zamanın nasıl aktığını kaybetmişti ve hala Joha'dan haber yoktu. Koşabildiği kadar hızlı koştu, kapıyı adeta kırarcasına açtı. Savaş meydanına gittiğinde Joha'yı gördü. Yerde yatan bedeni neredeyse tanınmaz haldeydi, kılıç ve hançer darbeleriyle kaplıydı.


"JOHA, KALK AYAĞA LÜTFEN!" diye bağırdı Sui.


Sui Joha'ya baktığında fark etti ki, buz kesmiş ve nefes alışları kesik kesik geliyordu. Sanki yerde yatan kişi her zaman Sui'yi ısıtan Joha değildi. Zorlukla gülümseyerek konuşmaya çalıştı.


"Canımın içi, biliyorum sana söz verdim geri geleceğim diye. Ve inan, bunun için savaştım. Ama olmadı be güzelim, belki de yenilmez denilen bir savaşçının yenemeyeceği tek şey kaderdir. Üzülme, ama olur mu? Hep mutlu ol ve kendini.Hani sana hep ne derdim!" diyerek Joha konuştu.


Sui'nin gözünden akan yaşlar haddi hesabı yoktu, can yoldaşını ve sırdaşını kaybetmişti. Joha'nın ölmeden önce söyledikleri aklına geldi: "Eğer olur da başaramazsam kardeşim, unutma bir asker bir ölür, bin dirilir."


"Bir asker bir ölür, bin dirilir!" diye yankılandı Sui'nin içinde.


Joha, belki de ilk defa sözünü yerine getirememişti. Sui, ilk defa hayatın acı yüzünü bu kadar derinden hissetti. Önce annesini kaybetmiş, sonra da abisini kaybetmişti. Sui'nin canı öyle bir yanıyordu ki, adeta kor alevleri içini sarmış ve kalbini çayır çayır yakıyordu. Gözyaşları durmaksızın yanaklarından süzülüyordu, içindeki acı ve kaybın derinliği tarifsizdi. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, Sui'nin dünyası karanlığa gömülmüştü.

Hani abiler sözlerini tutar, ama Joha Sui'ye verdiği sözü tutamamıştı. Joha, kardeşinin yanına dönmek için çok çabalamıştı, ama işte o da kadere yenik düşmüştü, her savaşçı gibi. Joha, zorda olsa konuşmaya çabaladı.


"Bir asker bir ölür, bin dirilir..."


Bu onun son sözleriydi. Bir daha Sui'nin şakalarına gülemeyecek, eve elinde çikolatayla gelip deliliklerine kızamayacaktı. Sui, farklı babadan dünyaya gelse de, onu asla ayırmamışlardı. Beraber güldüler, ağladılar, şakalaştılar, her şeyi birlikte yaptılar. Sui, onlar için bir çok şey demekti; ölen anneleri, aile, kardeşlik ve daha birçok şey. Joha'nın deliliği, şakaları, Jason'ın çocukluğu, Eleanor'un modaya düşkünlüğü, hepsi aileyi temsil ediyordu.


Sui'nin kalbi kırılmıştı, içindeki acı tarif edilemezdi. Gözyaşları sel gibi akarken, tüm o anılar zihninde canlandı. Joha'nın neşeli gülüşü, çocukluk oyunları, birlikte geçirdikleri saatler... Her bir anı, Sui'nin içindeki aidiyet duygusunu ve sevgiyi temsil ediyordu. Aileleri eksik kalmıştı, parçalanmıştı. Sui, yüreği paramparça, bir yandan pişmanlıkla doluydu. Keşke daha çok zaman geçirebilseydi, keşke ona sarılabilseydi, keşke...


Sui, Joha'nın bedenine son bir kez daha bakarak, onunla birlikte bir parça da kendisinin öldüğünü hissetti. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Joha'nın hatıraları, ailenin değerlerini ve birliğini yaşatmaya devam edecekti, ama Sui'nin yüreğindeki boşluk hiçbir zaman doldurulamayacaktı.


Sui'nin keder dolu iç çekişleri, yüreğine derin bir yük olarak çöktüğünde, abisinin toprağa verilişiyle birlikte, sessiz sedasız ortadan kayboldu. Henüz çocuk yaşta olmasına rağmen, hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kaldı. İçindeki fırtınaları duyacak kimse yoktu, çünkü artık onun için duygularını paylaşacak bir omuz, bir dost kalmamıştı. Charles, Sui'nin yanına doğru adımlarını attığında, gözyaşlarına engel olamayan Sui'yi gördü. O an, ne yapabileceğini bilemez bir haldeydi. Joha'nın kaybını geri getiremezdi, Sui'yi teselli edemezdi. Kendisini Joha'nın mezarının başında bulan Charles, ellerinde iris çiçekleriyle, gözünden süzülen bir damla yaşla birlikte şunları söyledi:


"Sui, unutma ki Joha, sadece mükemmel bir general değildi, aynı zamanda sana kardeşten öte bir dostu"


Sui, içten bir gülümsemeyle karşılık verdi, çünkü artık söyleyecek sözlerinin, ifade edecek duygularının gücü tükenmişti. Joha'nın verdiği sözü tutamamış olmanın hüznüyle doluydu. Artık daha fazla burada kalmak, daha fazla güçlü durmaya çalışmak anlamsızdı. Sevdiği iki kişiyi de toprağa vermek, onu öylesine yıkmıştı ki artık çocukluğu geride kalmıştı. Hiç kimse onun yanında duracak, onun sırrını bilmesine rağmen onu koruyacak kadar cesur olacak biri yoktu.


Charles, yaşadıkları olayın şokunu üzerinden atamayarak hıçkıra hıçkıra ağladı. Gözleri şişmişti, bu dünyanın bilinen altında ezilen insanlarla dolu olduğunu fark etmişti. Sui, Charles'ın şişen gözlerinden öperek ona destek oldu. Sui, bu hayatta nadiren iyi veya kötü insanların olduğunu ve çoğunluğunun gri olduğunu anlatmıştı. Sui ve Charles gibi. Sui, kendisinin de kusurları olduğunu belirtse de, Charles ona baktığında çocuk yaşta büyümüş bir çocuk olduğunu gördü.


Son kez mezara baktılar, vedalaştılar. Acının insanı büyüttüğünü düşündü Charles. Sui ise yeterince büyümüştü ve daha fazla büyümek istemiyordu. İçindeki fırtınayı kimse duymak istemiyordu, ve bu onu üzüyordu. Sui son kez mezara baktı ve soğuktan donmuş elini tutarak kabristandan çıktı.


Artık canavarları yenecek bir abisi olmadığını fark etti. Joha ile buraya gelmişti, ancak Charles ile dönüyordu. Hayatın ne kadar tuhaf olduğunu düşündü, dün burada olanın bugün yok olduğunu yanında hissetti. En cesur askerin bile kader karşısında yenildiğini düşündü. Sui, daha fazla güçlü durmaktan yorulmuştu.

19 Ağustos 2023 11:37 20 Rapor Yerleştirmek Hikayeyi takip edin
12
Sonraki bölümü okuyun B-2

Yorum yap

İleti!
Ayşenur Muti Ayşenur Muti
Üzdü ya
November 15, 2023, 12:07
✴️Klavye Güzeli ✴️ ✴️Klavye Güzeli ✴️
Ya bu geri döneceğim lafı ama hiçbir zaman dönmeyeceklerin belirtisi gibi hissettirdi
November 06, 2023, 22:09

  • Yazarperest Yazkan Yazarperest Yazkan
    Bazen söz konusu abi ise sırf üzülmesin diye söz verir November 08, 2023, 12:49
Papatya 🌼 Papatya 🌼
Çok güzelllllll
November 03, 2023, 20:08
HT Hira Turan
Tanıdığım bütün Darwinler tam bir maymun
September 17, 2023, 08:56

HT Hira Turan
Ben de Sui'nin büyümesini istemezdim
September 17, 2023, 08:56
HT Hira Turan
Çok güzel ve çok duygulu olmuş
September 17, 2023, 08:55
Yu Mə Yu Mə
Hafif bir türk esintisi de katılmış.. Hikaye güzele benziyor. Diğer bölüme ışınlanıyorum
September 14, 2023, 21:46
Kutsal Patates Kutsal Patates
En çok acı büyütüyor zaten insanı
August 31, 2023, 15:22
Kutsal Patates Kutsal Patates
Çok zor bir durum ya😔
August 31, 2023, 15:21
Kutsal Patates Kutsal Patates
Türk askeri sloganı gibi olmuş😁
August 31, 2023, 15:21
Kutsal Patates Kutsal Patates
🥺🥺🥺
August 31, 2023, 15:19
Kutsal Patates Kutsal Patates
Ben geldim🐣
August 31, 2023, 15:18
Ehvenişer 🦚 Ehvenişer 🦚
İlk bölümden kılıçları kuşandım. ⚔️⚔️⚔️
August 27, 2023, 10:58

Ehvenişer 🦚 Ehvenişer 🦚
Ben geldimmm.🦚
August 27, 2023, 10:57

Ehvenişer 🦚 Ehvenişer 🦚
Joha kim ve nereye gidiyor?
August 27, 2023, 10:51

~

Okumaktan zevk alıyor musun?

Hey! Hala var 3 bu hikayede kalan bölümler.
Okumaya devam etmek için lütfen kaydolun veya giriş yapın. Bedava!

Alga
Alga

5 temel ülke ve imparatorluk var. Pulsar: çeşitli ırkların yaşadığı bir ülke, gökyüzünde bir adada yer alıyor. Serinin ana karakterlerinin doğduğu ülke. Kısacası herşeyin başladığı o yer. Polaris: yer yüzü insa imparatorluğu olsada melezlerde yaşıyor, veliahtı bir melez. Nebula: Teknolojinin hat safada olduğu ve kalkanla korunan bir ülke. Aria: Okyanusun üstünde yer alan ve sullarla korunan bir ülke Dragomir: Ejderhaların yaşadığı ülke, her türden ejder vardır. Hakkında daha fazlasını okuyun Alga.