naneliseker4 Naneli Şeker🌸

Hazırlanın, bir kitabın içine giriyoruz. Mecazen değil, ciddi ciddi bir kitabın içine giriyoruz. Hazırlıklarımız tamam. Makine çalışıyor. Geriye kalan tek şey içine girilecek kitabı seçmek. Bizimki hazır, peki ya sizinki?


Acción Todo público.
8
16.6mil VISITAS
En progreso - Nuevo capítulo Cada 30 días
tiempo de lectura
AA Compartir

1~Yıllardan 2157

“Gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes verin.

Bir kere de kendiniz olmayı deneyin. ”


ʚɞ



“B-ben vuruldum... Dur bir dakika lan! Ben ölmemişim! Nasıl yani?”



En az benim kadar şaşkın olan, beni vuran pislik birkaç adım gerileyip tüfeğini bana doğrulttu. Diğerleri de tetikte bekliyorlardı. Şerefsizler!



“Sana küfür ederdim de değmezsin.” diyerek ayağa kalktığımda kalbime bir kurşun daha sıkıldı. Ardından başıma.



“Ya! Beynimi mi delmeye çalışıyorsun şerefsizlikte mastır yaşmış kılığına zift çökmüş it oğlu it? ” küfür edemeyiz fıtratımıza ters ama hakaret edemem diye birşey şöylemedim.



Anlamadığım bir dilde konuştu. Eğer şuan kitabın başladığı 2013 yılındaysam muhtemelen Suriye’deydim ama bu dil Arapça değildi. Kürtçe ve Farsçanın Arapçaya karışmış hali gibiydi. Az buçuk dil bilgim işe yaramıyordu.

Başımı yoklayıp kurşunun açmış olması gereken deliği aradım ama yoktu! Mermi az önce beynimi delip geçmiş olmalıydı.



“Hahhahahahahhahah! Muhahahahahha! Niyahahahhahahah! Ne bakıyorsunuz be? Hiç mi kötü kadın kahkahası duymadınız angutlar? ”



Kolumdaki özel üretim dijital saate baktım. 2157 yılındaki ileri düzey gelişmiş bir yapay zeka olan AyTürk209’a bağlıydı. Şimdi test etmenin tam zamanıydı.



“AyTürk209? Beni duyabiliyor musun?”



Saatin ekranında beliren yüz ile neredeyse düşüp uçurumdan yuvarlanacaktım.



“Lan manyak yapay zeka! Duyuyorsan duyuyorum desene! Ne çıkarıyorsun elin Habeş maymununun yüzünü karşıma?”



“Güzel günler dilerim Deniz. Ben AyTürk209’in parçalarından biri olan T29. Sen nasıl hitap etmek istiyorsan öyle hitap edebilirsin. Gerçek dünyaya ulaşmaya çalıştığım için seninle daha önce iletişime geçemedim.”



“Bir dakika bir dakika. Sen şimdi o çok bilmiş yapay zekâ bozuntusuyla iletişime geçemedin mi? O zaman yapayalnız mı kaldık? Burada böyle ölücez! Pardon öleceğiz.”


Aslında benim istediğim şey de tam olarak buydu. Burada yapayalnız olmak. Hatta kolumdaki şu saat de olmasa mükemmel olurdu.



Sanırım anlatmaya en

başından başlasam iyi olacak.

2157 yılında yaşayan pek de sıradan olmayan bir kızdım. Aşırı şanssız biriydim. Reşit olma yaşının on dokuza çekilmesi tam da bana denk gelmişti. On sekiz yaşındayken yetimhanenin paslı kapısına konmuştum. Hem de karlı bir ocak günü. Neyse ki yeni yaşıma girmeme bir kaç ay kalmıştı ve bir şekilde çalışacak iş bulmuştum. Bulduğum iş bu curcunalı ve hiç de sıradan olmayan hayatımın başlangıcı olmuştu.



Dışarıdan tatlı görünen bir laboratuvardı burası. Makinelere ilgi duyan gençlerin gelip saatlerce o zımbırtılarla oynadıkları bir yerdi. Benim işimse arada sırada onlara atıştırmalık götürmekti. Bu ileri zekalılar o zımbırtılar yüzünden yemek yemeyi unutuyorlardı.

2156 yılının güneşli bir sonbahar günü gençlerden biri bana bir soru sordu. O an herkes başını kaldırıp bana bakmıştı çünkü kimse karşımdaki adamın konuşmasını beklemiyordu. Burada çalıştığım iki yıl boyunca Özgür hep buradaydı. Kimseyle tek kelime bile konuşmayan sessiz bir tipti. Öyle ki diğerleri onun dilsiz olduğunu düşünmeye başlamıştı. Her gün giydiği siyah kapüşonlu ceketi, parmakları kesik siyah deri eldiveni ve sessiz oluşu ona “Hacker” lakabını takmamızı sağlamıştı.



“Hacker konuştu. ”



Altan’ın fısıltısıyla herkes ilgiyle vereceğim cevabı beklemeye başladı.



“Altan vertan kes sesini de işine bak kardeşim... Ya şimdi sen benden mi yardım istedin? Emin misin? Hani ben lise terkim, bu zımbırtılardan zerre halt anlamam, dahası burada bu kadar adam var! ”



Özgür gözlerime baktı. Bu çocuğun gözleri ela mıydı? Ve ben bunu ilk defa mı fark ediyorum? Paslanmışsın Karay!


“Senin yardımına ihtiyacım var.”



Ben şok sayın seyirciler!


“Biz de olmayıp da Deniz’de olan ne var Özgür? ”


Teoman’ın sorusuna aynen katılıyordum.


“Teo haklı. ”


Özgür derin bir nefes verip tavana baktı. Neden baktığını anlamak için kafamı kaldırıp baktığımda neden benden yardım istediğini anladım. Gülümseyip ona döndüm.


“Hayal gücü... Öyle değil mi? ”


Kafa salladı. Bunu ne kadar zamandır beklediğimi bilemez.


•••


“Bakın şimdi millet! Bize alışılmamış duyulmamış bir şey lazım. Hani böyle insanlar duyduklarında şaşırsınlar bunu daha önce düşünen olmamıştı helal lan bu çocuklara desinler. ”


“Zaman makinesi? ”


“Saçmalama Altan! Duyulmamış bir şey diyorum şurada saksıyı çalıştırın. Nasıl bir icat sizi şaşırtırdı? ”


“Işınlanma makinesi! ”


“Ya salak mısın Cemile? Duyulmamış di-yo-rum! Bakın arkadaşlar zaman makinesi ve ışınlanma artık eskide kaldı. Evrenler arası yolculuk desek bilim kurgu filmleri onunla dolu.”



Hepimiz yere bağdaş kurmuş icat edilecek makineyi düşünüyorduk. Elimdeki cevizli kurabiyeyi kemirip düşünüyormuş gibi yaptım çünkü buna yıllar önce karar vermiştim.



“Özgür, Ahmet, Uğur! Yapay zeka üzerindeki çalışmalar nasıl gidiyor? ”


Altan’ın sorusu sessizliği bozmuştu. Uğur eliyle şöyle böyle işareti yapıp bilgisayarına dönünce ayağa kalktım.


Kurabiyem bittiğine göre aklımdaki şeyi açıklayabilirdim.



“Gençler bu biraz saçma gelecek ama aklıma bir şey geldi. ”


Özgür’ün bile merakla baktığını görünce konuşmaya devam ettim.



“Paralel evrenlere gidemeyiz belki ama kitapların evrenlerine gidebiliriz. ”



“Nasıl yani? ”


“Şöyle açıklayayım Cemile. Düşünsenize makine kitabı tarıyor ve evreni hakkında her bilgiyi ona bağlayacağımız yapay zeka depoluyor. Makinenin kapısını açtığımızda o evren-”



“Kim böyle bir şey istesin ki? ”



“Aptal mısın Teo? Okuyucular tabi ki! Rüyalarında o evrene gidebilmek için neler neler yapıyorlar. Hem para da kazanırız! Zengin bebeleri balığın yeme atladığı gibi atlar. ”



Aklıma gelen düşünceyle sırıttım. Para da para. Sevgili para!



“Çok mantıklı lan! Şu Latpart yazarı olan Serda Akkoç’un kitaplarına aşık milyonlarca okur var. Şu sıralar da Solak Avcıları okuyor herkes. Hatta karakterlere aşık aptal okuyucular var. ”



Öhöm! Karakterlere aşık olan okuyuculara lütfen aptal demeyiniz. Ne kadar zor haberiniz var mı sizin? Var olmayan ve asla var olmayacak birini sevmek...



İşte bu şekilde başladı serüvenimiz. Herkes canla başla çalıştı. Öyleki bilim adamları bile varlığımızdan haberdar oldu. 2157 yılının ağustos ayında çalışmalarımız tamamlandı. Sıra makineyi test edecek kişideydi. Bunun için ise binlerce kişi gönüllü oldu. Tabi ki de hiç birine pabuç bırakamazdım.



“Söyle bakalım Deniz. Neden seni seçmeliyiz? ”



Karşımda durup beni sorguya çeken Altan’a öldürücü bakışlarımdan birkaçını göndersem de oralı olmadı. Yok efendim bu kadar kişi mülakata girecekmiş de benim onlardan neyim fazlaymış? Adil olmalıymış falan filan.



Derin bir nefes alıp sırada bekleyenlere baktım. Çoğu on ila on altı yaşlarında ki kızlardan oluşuyordu.



“Tek bir neden yok. Öncelikle ben bir yetimim. Yani başarısız olursanız tazminat ödemeniz gereken bir ailem yok. Arkamdan üzülecek kimse yok. İkincisi başarılı olursa para talep etmiyorum. Üçüncüsü bu makineyi Türkler icat etti. İlk deneyecek kişi de Türk olmalı. Neden başarımızı çalmalarına izin verelim? Dördüncüsü fikir babası benim. ”



Son söylediğim salona bomba niteliğinde düşmüştü. Yüzü asık kızların hüsranlarından keyif alarak konuşmaya devam ettim.



“Size dava açabilirim. Biliyorsunuz ki laboratuvardaki kamera ses de kaydediyor. Fikrimi çaldığınızı söylersem aksini kanıtlayacak yeterli kanıtınız yok. Sonuncusu ise bu işten hiçbir kazanç istemiyorum. Başarılı olursam adımın haberlerde geçmesi saçma olur. Sonuçta bu makineyi ben yapmadım sadece denedim. ”



Sabahtan beri hiç konuşmamış olan Özgür düşünceli bir şekilde yüzüme baktı.



“Karşılığında ne istiyorsun? ”


Dudağımın sağ tarafı kıvrıldı. Zeki adamın hâli başka oluyordu tabi ki.


“Kendi seçtiğim kitaba girmek. ”


14 de Septiembre de 2023 a las 10:07 3 Reporte Insertar Seguir historia
6
Leer el siguiente capítulo 2~Geçmişte Bir Gün

Comenta algo

Publica!
Irmak Kartal Irmak Kartal
Bayıldımmm
January 16, 2024, 22:41

Hülya Türk Hülya Türk
Merhaba sevgili Inkspired Üyesi. Bir yazar ve okur topluluğu olan BÜYÜLÜ RAFLAR adına yazıyorum. Inkspired platformu yazım becerilerinizi geliştirmek, diğer yazarlarla tanışmak için harika bir ortam sunuyor. Bu ortamı daha da geliştirebilmek için, sizlere özel bir sunucu oluşturduk. Bu sunucu ile hikâyelerinizi paylaşabilir, birbirinizden ilham alabilir ve hikayelerinizi daha da geliştirebilirsiniz. Hikayeniz ile ilgili detayları, bilgileri paylaşabileceğiniz bir alan, birbirinizi destekleyebileceğiniz bir forum Birlikte projeler geliştirebileceğiniz bir ekip Sunucumuza katılmak için, aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz. Tatlı bir sohbet eşliğinde, herkesin birbirine fayda sağladığı bir alanımız var. Bizimle beraber olursanız, çokça mutlu oluruz 🙂 Etkinliklerimiz ve tatlı sohbetimizin yanı sıra size birçok katkıda bulunacağımıza eminiz! Gelmek ister misiniz? https://discord.com/invite/HqjAyVxE
January 01, 2024, 13:48
~

¿Estás disfrutando la lectura?

¡Hey! Todavía hay 6 otros capítulos en esta historia.
Para seguir leyendo, por favor regístrate o inicia sesión. ¡Gratis!

Ingresa con Facebook Ingresa con Twitter

o usa la forma tradicional de iniciar sesión