bastanbaslayanadam mehmet çakan

Alternatif bir evrende, belki de dünyamızın bilinmeyen karanlık bir döneminde yaşanmış, savaş diplomasisi üzerine kurulmuş bir öykü.


Teen Fiction All public.

#war-savaş-alternatifevren-diplomacy-diplomasi
2
4.3k VIEWS
In progress - New chapter Every 15 days
reading time
AA Share

1

Bu hikaye; kalın bir kitabın sadece bir yaprağı gibidir. En uzun yolculukların bile, atılan o ilk adımla başlaması gibi, safsatadan ibaret olan bütün o kalın kitaplar da bir sayfayla başlar. Başlamak bitirmenin yarısıdır ve ne zaman ölürsek ölelim işlerimiz mutlaka yarıda kalır. Evren ihtimaller ve rastlantılar tarafından yönetilir. Yeterince bakarsak mucizelere bile şahit olabiliriz. Varlığımız hali hazırda bir mucize olsa bile ömrümüz mucizeler görmeyecek kadar kısadır. Bu yüzden evren bize sadece acımasız yüzünü gösterir. Mutluluk denen milyarda bir yakalanan fırsattır. Bir mucizedir. Kendi mucizemizi kendimiz yaratmamız gerekir. Bu yüzden talihe işini yapıp bizi mutlu edebilmesi için fırsatlar verir, kumarlar oynarız. Çoğu zaman rus ruleti en çok kazandıran iyi seçenektir. İnanmak başarmanın yarısıdır ama ömrümüz yetmez hiç başarmaya. Hikayemiz yarıda kalır. Umut ise kalbi doğuştan kırık, sümüklü bir erkek çocuğun ismi olmaktan öte geçemez.

Bu; Dukarnan ülkesinde doğup büyümüş olan Karaz'ın subaylıktan Devlet Başkanlığı'na uzanan hikayesidir. ''Karaz'''ın bölgenin en çok kullanılan dili olan Kuracadaki karşılığı ''Umut'' demektir. Herşey, Karkunya Devleti'nin başına 'Güç ve Kudret' partisinin geçmesine sebep olan seçimle başladı. Küçük muhalif partilerden birisi olan Güç ve Kudret Parti'si, rakip olduğu tüm diğer muhalefet partilerini sandığa gömdü. Halkın mevcut iktidara olan küskünlüğünü iyi kullandı. İktidar partisinden kopan oyların tümünü toplamayı başardı. Nihayetinde, yüzde bir gibi küçük bir oy farkıyla bile olsa başa geçmeyi başardı. Bu gelişme, Güç ve Kudret Partisi'nin seçim çalışmalarına destek veren müttefik ülkeler için sevindirici, rakip ya da düşman olarak nitelendirilebilecek diğer ülkeler için endişe verici oldu.

Dukarnan Devleti, Karkunya için rakip ya da düşman olarak nitelendirilebilecek ülkelerden birisiydi. Öncesinde iki rakip devlet olarak telaffuz edilirlerken, bu seçim sonunda gerilen atmosferle birlikte, kaçınılmaz olarak düşman iki devlete dönüştüler. Doğrusu Dukarnan Devleti bunun için ekstra bir çaba harcamamıştı. Çünkü, Güç ve Kudret Partisi tüm motivasyonunu bunun gibi düşmanlıklardan sağlıyordu. Devletin çarkları, çoktan bu ideoloji çerçevesinde dönmeye başlamıştı. Ülke içinde yaşayan tüm savaş karşıtları ve muhalifler düşman ilan edip susturulmuş, milliyetçi idealleri yaşatmak için özgürlüğü kısıtlayan her yolu meşru görülmeye başlanmıştı. Ülkede kendinden olmayana yapılan baskı, şiddet ve saldırganlık sıradan bir durum olmuştu. Bu durum ülkede, öfkeden kaynaklanan kontrolsüz bir güç fazlası oluşmasına sebep oldu. Bu durum bir zaman sonra kendi kabına zarar vermeye başlayacak keskin bir sirke görünümü alabilirdi. Bir kaos ya da iç savaş ortamına dönüşmesi içten bile değildi. Parti tüm bunların farkındaydı ve bu enerjiyi üretim için kullanılması gerektiğini geç olmadan anladı.

Parti kısa süre içinde; düşmanlıkla beslediği halkını ve diğer tüm teşkilatlarını organize ederek ulusal bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdi. Ülke hem ekonomik hem de askeri alanda oldukça güçlendi. Kısa bir süre içinde bölgenin en güçlü ülkesi oldu. Tüm veriler bu teoriyi desteklemekteydi. Bu zafer sarhoşluğunun yarattığı özgüven, uzun yıllar önce kapandı sanılan defterlerin yeniden açılmasına sebep oldu. Artık Karkunya Devleti patlamaya hazır bir bombaydı ve her an patlayabilirdi. Buraya kadar güzeldi ancak durmamız ve devam etmeden önce bölgenin coğrafi yapısından bahsetmemiz zorunlu görünmektedir.

Karkunya kuzeyde, Dukarnan ise güneyde bulunan iki komşu devlettir. Yüzölçümleri neredeyse aynıdır. Bu halleriyle ortası delik, yan dönmüş bir kalbe benzerler. Bu delik harita üzerinde Fifus Gölü'ne denk gelir. Bu göl, iki ülke arasındaki doğal bir sınır gibidir. Bu sınır, ortak sınırlarının yarıya yakınını oluşturur. Fifus Gölü'nün yüzölçümü, bu iki devletten herhangi birinin yüzölçümünün yaklaşık üçte birine denk gelir. Bu sebeple büyük bir göl olduğunu söyleyebiliriz. Bu boyutlarından dolayı, bazı kaynaklarda deniz olarak da nitelendirilir. Gölün kıyısından ne tarafından bakarsanız bakın, çıplak gözle karşı kıyıları asla göremezsiniz. Hızlı bir tekneyle gölü boyuna kat etmek, yaklaşık on saati bulur.

Doğa harikası bu göl görülmeye değerdir. Gölün etrafı yüksek tepelerle çevrilidir. Bunlar uzun boylu, iğne yapraklı ağaçların oluşturduğu geniş ormanlarla örülü, yeşilin her tonuna ev sahipliği yapan tepelerdir. Göl ile tepelerin arsında geniş vadiler, insanın içini ferahlatan büyük boşluklar bulunur. Göl kıyılarında bir kaç insan boyu uzanan geniş kumsallar vardır. Yılın sıcak zamanlarında kalabalık insan grupları burada bulunan turistlik tesislere yerleşerek tatillerini yaparlar. Geriye kalan düzlüklerde besi hayvanlarının doyasıya otlandığı yemyeşil çayırlar yer alır. Göl, insanın içine ısıtan, baktıkça huzur veren bir yapıya sahiptir. Her ne kadar boyutlarında dolayı bir denizi andırsa da kıyısında durup baktığınızda küçük bir göl kenarında duruyormuş gibi hissedersiniz. Işıl ışıl paylayan berrak sularda, dipte yosunların arasında oynaşan balıkları seyredebilirsiniz. Bir çok kıyı boyunda nilüferler de görülür. Turizme elverişli olmayan bölgelerde bile, bir ağaç gölgesinde piknik yapan aileleri ya da kıyıdan balık tutmaya çalışan balıkçı gruplarını sıkça görebilirsiniz.
Tarihte Karkunya ve Dukarnan arasındaki rekabetin kaynağını işte bu göl teşkil eder. Belki de kaçınılmaz olan düşmanlıkları için bu göl bir bahanedir. Bunu anlayabilmek zordur. İki devlet, uzun yıllar boyunca bu gölü ortak kullanmış, ama içten içe tek başlarına sahip olacakları o günün hayalini kurmuşlardır. İşte bu arzu, Güç ve Kudret partisinin başa geçmesinden sonra yavaş yavaş somut eylemlere dönüşmeye başlamıştı. Eskiden seyrek çıkan küçük anlaşmazlıklar gittikçe çoğaldı, gerginlikler de tırmanmaya başladı. Bazen, bu küçük yerel anlaşmazlıkların arkasında bir devlet desteği olduğunu görmek zor olmuyordu. Göl kıyısında kendilerini güvende hissetmeyen insanlar artık tatil için başka yerlere gitmeye başladı. Kısa bir süre içinde göl ıssızlaştı. Sadece silahlı askerlerin, zaman zaman da devlet adamları gelip gitmeye başladığı bir su birikintisinden ibaret bir yere dönüştü.

Bu denklemde bahsedilmesi gereken bir diğer unsur ise Lekya Devleti'dir. Lekya Devleti iki ülkeye de doğu tarafından komşudur. Haritamızda, yan dönmüş ve ortası delik olarak bahsettiğimiz kalbin bir şapkasını var gibidir. Lekya, işte bu şapkayı oluşturur. İki ülkeyle de ortak sınırı vardır ancak Dukarnan ile olan sınırı daha uzundur. Yüzölçümü diğer iki devletinkinden birazcık daha büyüktür. Lekya, Dukarnan Devleti ile hem dost hem müttefiktir. Bunun da ötesinde, çok daha eskilere dayanan akrabalık bağları vardır. Dilleri ve kültürleri, dışardan bakan birisinin ayırt edemeyeceği kadar benzerlik gösterir. Neredeyse aynıdır. Sınır kapıları açıktır. İki ülke arasında sürekli yolculuk yapan iş adamları ve tüccarlar vardır. Bu tüccarlar uzun yolculuklara rağmen ülke değiştirmiş gibi hissetmezler. Bu kadarıyla yetinemeyen vatanseverler, bu iki ülkenin birleşmesi için büyük istek duyarlar. Ama bu durumun önünde bir çok diplomatik engel vardır. Oldukça ince hassasiyetler üzerine kurulmuş dünya dengeleri ve ülke içi unsurlar bu tatlı hayali olanaksızlaştırır. Ayrıca bu birleşmeden maddi olarak zararlı çıkacak kişiler, bu birleşmenin tartışılmasını bile engelleyebilecek kadar güçlüdürler. Çoğu da politikacılardır.
Dünya'nın bu bölgesinde 'Lekya' denince akla ilk 'Suraka' ve 'Karazıl' şehirleri gelir. Bu şehirler, Lekya sınırları içinde bulunurlar ve oldukça zengin madenlere sahiptirler. Aynı zamanda bire yüz veren çok bereketli toprakları vardır. Çok uzun yıllar önce, bu topraklar Karkunya Devleti'ne aittiler. Fakat bu şehirlerde nüfus çoğunluğunu her zaman Lekyalılar oluşturmuşlardı. Büyük Dünya Savaş'ı sırasında bağımsızlıklarını ilan eden bu şehirler Karkunya taciz ve baskılarına maruz kalınca, çareyi Lekya ya bağlanmakta bulmuşlardı. Çünkü Lekya, o zamanlar oldukça güçlü bir devletti. Onlar Lekya'ya bağlanınca, savaştan mağlup çıkmış ve başka bir savaşı daha kaldıramayacak olan Karkunya, bu gelişmelere karşı koyamamıştı. Tüm bunlar neredeyse iki yüz yıl önce olmuştu.

Bu hikayede, anlatmak istediğimiz asıl olaylara geçmeden önce bahsetmemiz gereken 'Morusdanya' ve 'Laka' adında iki devlet daha vardır. Bu ülkeler de Karkunya'nın dost ve müttefiki olarak, Dünya'da ''Uzak Altılı'' olarak adlandırılan bölgeyi tamamlar. Bölgece ''Torsumat'' isimli büyük bir devlet daha vardır. Doğuya doğru uzanan uçsuz bucaksız toprakları vardır. Ancak yanı başındaki bu savaşa duyarsız kalmış için bu hikayede hiçbir rol oynamamıştır. Bu denli büyük bir devletin bölgenin kaderini değiştirecek bu olaylara nasıl müdahil olmamıştır? Bu burada anlatılamayacak kadar uzun ve karışık bir konudur. Belki de başka bir hikayenin konusu olmalıdır. Okuyucu daha fazla ayrıntıya boğmamak için bu kadarını anlatmak yeterlidir. Morusdanya ve Dukarna'nın topraklarının batı kesimlerine kıyı olan büyük bir okyanus bulunmaktadır. Aslında büyük bir ''ada'' olan Uzak Altılı bölgesinin dünyanın geri kalanıyla tek bağlantısı ''Büyük Derin Deniz'' isimli bu okyanustur. Ancak bu okyanus da hikayemizde önemli bir yer tutmadığı için bu kadarcık bahsetmek yeterlidir.

Tarih öncesi dönemlerde bu adada sadece bir devlet olduğu düşünülmektedir. Kıtayı altı farklı ülkeye dönüştüren sürecin ne zaman başladığı hala tartışmalıdır. Ancak nasıl iki cepheye ayrıldıkları iyi bilinmektedir. Kağıt üzerinde müttefik olan bu üç ülke yani Karkunya, Morusdanya ve Laka arasında sosyal, kültürel ve ticari ilişkiler çok güçlüdür. Morusdanya ve Karkunya arasında uzun bir komşuluk sınırı vardır. Aynı zamanda Morusdanya, Karkunya'nın en büyük sınır komşusudur. Bu sınırlar Torsumat Devleti'nin batı sınırlarından başlayarak adanın tüm kuzey batı sınırlarını oluşturur ve Büyük Derin Deniz kıyılarında son bulur.

Karkunya'nın Laka Devleti ile sınırı bulunmamaktadır. Bunlar, bölgede birbirine en uzak olan müttefiklerdir. Sınır komşuluğu olmasa bile ilişkileri güçlüdür. Var olan müttefiklik Büyük Dünya Savaşı öncesine kadar uzanır. Bu iki ülkeyi kuran kurucular, ''Taga'' isimli büyük siyaset bilimcisinden etkilenmiş, ülkelerinin yönetim sistemlerini belirlerlerken Taga'nın doktrinlerinden faydalanmışlardır. Günümüzde bu yönetim ilkelerinin fazla bir geçerliliği kalmamış olsa da, Büyük Dünya Savaşı sırasında devam eden müttefiklik, aralarındaki bağın zayıflamasını engellemiştir. Bu iki ülke arasında Lekya ve Dukarnan toprakları bulunur. İlişki kurmak ya da mevcut ilişkilerini geliştirmek için, her zaman bu iki ülkeyi aşmak durumunda kalmışlardır. Çoğu zaman, özellikle de barış zamanlarında bu engeli aşmak zor olmamıştır. Dukarnan'nın sınırlarının büyük bölümünü Laka devletiyledir. Bu bölgede Torsumat Devleti'nden sonra yüzölçümü en büyük ülke Laka Devletidir.


Dec. 29, 2022, 7:59 a.m. 1 Report Embed Follow story
2
Read next chapter 2

Comment something

Post!
Didar Saparov Didar Saparov
Uzun uzun tarih kitabı gibi girişlerden hoşlanmam şahsen. Ama sevenleri çok o yüzden hızlı geçti bu bölümü ve umarım böyle devam etmez… kaleminize gelince, gerçekten iyi ve okumakta zorluk çekmiyorum.
May 18, 2023, 13:44
~

Are you enjoying the reading?

Hey! There are still 8 chapters left on this story.
To continue reading, please sign up or log in. For free!

Related stories