luzluziax Melodie Luz

Gaye adındaki genç kadının her sabah izlediği bir aile vardı. Niçin her sabah bir aileyi izlerdi bir insan veya izlediği aslında o aile miydi?


Kurzgeschichten Alles öffentlich.

#Aile #family #dram #drama
Kurzgeschichte
2
2.2k ABRUFE
Abgeschlossen
Lesezeit
AA Teilen

Aile

Hayatı boyunca belki de sürekli olarak göreceği bir manzara tekrar gözünün önüne serilmişti.

Hayatın kirli elleriyle sizi tuttuğu ve sadece izlemeye mahkum ettiği bir yaşantınız varsa eğer, sesinizi istediğiniz kadar çıkarın hayat haklı olup olmamanızla ilgilenmez, sadece kirli ellerini uzak tuttuklarına yol gösterir.

Çünkü siz artık hayatın ve belki de zamanın gerisinde kalmışsınızdır. Öyledir ki hayatın kirli elleri size dokunduğu an zaman da size sırt çevirir.

Zamanın geride bıraktıkları ise bir daha asla zamana yetişemeyecek olanlardır.

Gaye tüm bunları düşünürken gözünün önündeki sahneyi biraz imrenerek biraz da nefret ederek izliyordu. Nefreti karşısındaki manzaraya değildi tam aksine nefreti, sadece izleyebilecek olmasınaydı.

Baktığı camın öbür tarafında 2 katlı, lüks bir villa vardı. Gaye'nin yaşadığı yer, genelde maddi durum bakımından güçlü kişilerin yerleştiği yerlerdendi. Camın diğer tarafından baktığı villa genel olarak beyazdan oluşmuş duvarları ve koyu renkte camları, büyük bahçesinde çocuk oyuncakları, masalar, havuz, salıncak gibi şeylerin olduğu bir villaydı. Genç kadın camın karşısına geçmiş dışarıyı izlerken karşı villanın sahipleri Cansu hanım ve Ahi beyin küçük çocuklarından biri olan Erva evden renk renk oyuncak peluşları ve pembe çay setiyle dışarı çıkıp geniş bahçelerine minik adımlarıyla girmişti. Minik kız çocuğu biraz yürüdükten sonra bahçenin içindeki ahşap, masalı banka oturmuş ve çay takımını masanın üzerine dizdikten sonra peluş oyuncaklarının her birinin fincanına çay koymaya başlamıştı. Hayali çayını her bir fincana doldurduktan sonra bütün peluşlarına teker teker içirmeye başladı küçük kız.

1.. 2.. Ve 3.. Minnie Mouse Peluş da çayını içerken peluş oyuncak küçük kız çocuğunun elinden bir anda yok oldu. Kız çocuğu da ne olduğunu birkaç saniye fark edememiş olacak ki gözlerini art arda kırpıştırıp etrafına bakındı. Küçük kız, karşısında peluşunu sallayarak onu oyuna davet eden erkek kardeşini gördüğünde yüzünde hınzır bir ifadeyle erkek kardeşini kovalamaya başladı.

Bahçedeki bağırışmaların, kahkahaların ve arada sırada kız çocuğunun çığlıklarının sesleri hafif de olsa Gaye'ye de geliyor Gaye ister istemez gülümsüyordu.

En sonunda sesler küçük çocukların anne ve babalarına da gelmiş olacak ki ikisi de Gaye'nin görüş açısına girmişti. Kısa bir süre çocukların sesleri devam ettikten sonra anne ve babalarını gören ilk kişi küçük kız olmuştu. Küçük kız babasının bacağına sarılıp bir şeyler demeye başladığında erkek kardeşini şikayet ettiğini düşünmüştü Gaye. Düşündüğü de çıkmış, kızın erkek kardeşi bir şeyler söyleyerek küçük kıza peluş oyuncağı geri uzatmıştı. Küçük kız peluşu aldıktan sonra erkek kardeşinin elini tutup çekiştirerek masalı banka koşmaya başladığında Gaye içinden "ne olacak acaba?" diye geçirdi sanki bilmiyormuş gibi. Birlikte banka geçtiklerinde Gaye'nin gözü çocuklarının anne ve babalarının onları izlerkenki halindeydi. Ahi Bey'in eli Erva hanımın beline gitmiş, Erva hanım ise elini Ahi beyin göğüsüne koyup gülümseyerek izlemeye başlamıştı.

"keşke" diye içinden geçirmişti Gaye. "keşkelerden nefret ederim ama keşke ben olsaydım."

Gaye gözlerini kapattı. Hayal etti.

Sanki başka bir hayatta gözlerini açmış gibi hayal etti. Sabahın erken saatleriydi, uyanmıştı ve uyandığı gibi karşısındaki gözleri kapalı adamı gördü. Adamı tanıyordu. Adamın adı Meriç'ti. Elini Meriç'in yanağına koydu. Sıcaklığını hissetmişti sanki. Sonra Meriç, gözlerini araladı. Ona büyük bir gülümsemeyle baktı. Gaye uzun uzun sarıldı ona. Kokusunu hissetmişti sanki.

Sonra kalktı ikisi de, Gaye geniş aynanın karşısında saçlarını tararken Meriç ona arkasından sarılmış ve yanağına küçük bir buse bırakıp çocukların yanına gitmişti.

Meriç, Gaye'yi öperken adeta yine kokusunu hissetmişti Gaye. Derin bir nefes alarak hayal etmeye devam etti.

Gaye saçlarını tarama işini tamamladıktan sonra elindeki tarağı bırakıp yataklarını topladı. Ardından odanın havalanması için camları açıp odadan çıktı. Çocukların yanına gittiğinde onlarla oynayan Meriç'i gördü. Çocuklar ve Meriç'e katıldığındaki mutluluğu hissetmişti. Bir kız, bir de erkek çocukları vardı. Tam kendi kendine gülümserken kapının tıklatıldığını işitti.

Gaye hayalinin bölünmesinden hoşnut olmasa da gözlerini açıp "gir" dediğinde kapı açılmış, içeriye şık giysili, 50'li yaşlarının sonlarında olmasına rağmen saçlarındaki siyah boya yüzünden daha genç duran bir kadın girmişti. "kızım" dedi kadın sevecen yapmaya çalıştığı bir tınıyla. "nasılsın?" dediğinde Gaye'nin gözleri kadına dönmemişti bile. "sence nasıl gibi duruyorum?" diye sorduğunda sesinde ne bi' kızgınlık ne de başka bir şey vardı. Gaye'nin annesi gülümseyerek yavaşça ona yaklaştığı sırada Gaye kafasını iki yana salladı. "şimdi değil.. Sadece.. Sadece birkaç dakika daha.." demişti genç kadın.

Bunu demesiyle adımlarını durduran kadın sözünü ikiletmeden yüzündeki gülüşü sönmüş bir şekilde odayı terk etmişti. Gaye birazdan tekrar geleceğini, bu sefer tek gelmeyeceğini biliyordu. Her defasında bunu yapıyorlardı. Sorun şuydu ki, gelmesini istemediği kişi yanında gelecek olanlar değildi. Annesiydi.

Gaye tekrar gözlerini kapattığında bu sefer güzel hayaller beklemiyordu onu. Bu sefer yüzüne çarpan rüzgarı ve uzun saçlarının geriye doğru savrulduğunu hissediyordu. Bir motorsikletin üzerindelerdi. Gaye'nin kolları önündeki bedene sıkıca sarılıyken "yavaşla!" diye bağırmıştı. Meriç ise onu dinlemiyor gibi başını sallamış ve ona güven vermek isteyerek "Hiçbir şey olmayacak! İnan bana!" demişti. Meriç'in kafasına kask yoktu. Gaye takması için diretse de takmamıştı.

Gaye ona güvenmişti. Söylediği her şeye güvenirdi ama kendinden önce, ona bir şey olmasını istemiyordu. Genç adam ise sanki tam olarak bunu istiyormuş gibi hızı biraz daha arttırmıştı. Artık Gaye'nin çığlıkları biraz da adrenalin çığlıkları olmaya başlamışken gülmeye başladı. "Meriç!" diye bağırdığında genç adama biraz daha bastırdı kendini.

"Efendim!" diye sordu Meriç aynı şekilde bağırırken.

"sana inanıyorum!" demesinden çok geçmeden yüzüne vuran sadece rüzgar olmadı.

Önce beyaz bir ışık vurdu yüzlerine sonra ise bir korna sesi işitti. Gaye'nin ise son gördüğü karşısına korkuyla bakan Meriç'ti.

Kapı tekrar tıklatıldığında gözlerini hızla açtı ardından "gir" diye seslendi.

İçeriye önce annesi girdi. Gaye yine ona bakmadı. Ardından odaya 2 adam daha girdi ve biri Gaye'nin oturduğu tekerlekli sandalyeye doğru ilerledi. Adam genç kadının tekerlekli sandalyesini iterken Gaye annesinin sesini işitmesiyle adama "dur." dedi sessizce.

"bunu nasıl yapabilirsin?" derken annesinin sesi öfkeliden çok kırgın geliyordu. Onun yüzüne ilk kez baktığında gözlerindeki acıyı gördü ama onun gözlerindeki acı, Gaye'nin içindeki acıyla boy ölçüşemezdi.

"istiyorum ve yapacağım." dedi Gaye düz bir şekilde.

Ardından arkasındaki adama devam etmesi için komut verdi. Annesi bağırarak bir şeyler dese de artık duymuyordu.

Önceden duymuştu. Duymuştu ve sadece kaçınılmaz sonu ertelemişti onun için. Fakat artık erteleyemezdi. Annesi de bunun farkına varmalıydı.

Gaye, dışarı çıktığında hala bahçede oyun oynayan çocuklara baktı. Erkek kardeşine ip atlamayı öğreten kız çocuğunda takılı kaldı birkaç saniye gözleri.

"Bir insanın hayali nasıl olur da başka insanlar olur?" dedi kendi kendine. Ama arkasındaki adam ona bir şey söylediğini sanarak "Efendim?" dedi.

Gaye ise cevap vermeden arabanın içerisine geçmeyi bekledi. Adam da bir daha sormadı ve tekerlekli sandalyesinden genç kadını alıp arabaya oturttu...


Arabayla hastaneye gittikçe yaklaştıklarında kalbinde en ufak Bi korku, heyecan veya başka bir şey yoktu Gaye'nin. Birkaç dakika sonra hastanenin otopark alanına park ettiklerinde 2 adam onu kaldırıp tekrardan tekerlekli sandalyesine oturttu. Birlikte hastanenin girişine girdiklerinde çoğu kişi aksine o kokuyu sevdiğini tekrar hissetti Gaye. Genelde sevmezdi insanlar hastaneleri de, kokularını da. Gaye alışmıştı artık.

Hastaneye girdiklerinde tanıdık bir yüz ona doğru yaklaştı. Samimiyetsiz gülüşüyle birlikte "hazır mısınız?" diye sorduğunda "ölüme hazır olmak mı?" ardından güldü Gaye. "O hazır mıydı sizce?" derken gülüşü soldu.


İyi uykular Meriç, iyi uykular Aile. İyi uykular Gaye.

28. Dezember 2022 11:52 0 Bericht Einbetten Follow einer Story
4
Das Ende

Über den Autor

Melodie Luz İnsan sevgiyle yaşar

Kommentiere etwas

Post!
Bisher keine Kommentare. Sei der Erste, der etwas sagt!
~