3
3.2k ABRUFE
AA Teilen

Neden yazıyorum ve neden siz de yazmalısınız?

Yazmak yazarların işi gibi görülüyor nedense. Yazmak bir kere bir iş değildir. Yazmak bir fikrin, düşüncenin, bilginin veya deneyimin kalıcı olmasını sağlamak için gerekli bir araçtır. Bir araç meslek olabilir mi? Elbette bu yönü sayesinde kazanç elde eden yazarlar var ve iyi ki var. Keşke daha çok olsa. Bu yazıda neden yazıyorum, neden sizin de yazmanız gerekiyor üzerine haydi biraz konuşalım.

Aslında ilk gerekçe, ölüm gibi kaçınılmaz belirsiz (dini açıdan elbette bakmazsak) bir son, insanın en acı gerçeği. Peki nasılsa öleceğiz, niye yazalım ki değil mi? Daha bir saçma, zaten kısa olan zaman yazıp da ne olacak diye düşünmek ne kadar kolay… Her gerekli işte olduğu gibi…

Benim yazmamdaki en büyük etmen, aslında yazmak zorunda olduğum ile ilgili. Yani eğer yazmazsam farkındalıklarımı kendimde bırakmış olacağım için bunu kendime yakıştıramıyorum. Eğer bir konuda yol aldıysam, o konuda bildiklerimi paylaşmalıyım. Okuyan olur olmaz, hiç o derdi düşünmeden bunu yapmalıyım. Çünkü toplum ancak böyle gelişir, ve vatanı milleti ve insanlığı sevmek böyle mümkündür…

Diğer neden ise, içinde bulunduğumuz dünyanın çok fazla absürt oluşu ile ilgili. Yani şimdi Afrika’da yaşayan insanlar da var bu dünyada. Şu an ülkemizden de daha gelişmiş ülkelerde yaşayanlar da… Bulunduğun anı değerlendirip kısacık bir ömrü iyi yaşamak ile ilgilenmek mi asıl mesele? Bu kadar basit bir canlı olduğumuzu kabul mü edelim? Asla edemeyiz, etmemeliyiz. Yaşadığımız hayattaki ilüzyon nedeniyle, sanki gerçekten de yaşamamız gereken hayatı yaşıyoruz sanıyoruz. Asla yaşamıyoruz, yaşamak asıl soruları unutup insanların kurduğu düzene uyum sağlamak kadar basit ve sığ olabilir mi?

Ne demek istiyorum biraz daha açayım. Bizi bu dünyaya gönderen yaratıcımız, bulunduğu koşullarda yaşayıp ölmeyi beklememiz için göndermiş olduğunu mu var sayalım? İnsan o kadar yüzeysel bir canlı olabilir mi… İnsan kaç yıl yaşarsa yaşasın, esas yaşam süresini hesaplamak isterseniz “Düşünsel yaşına” bakmalısınız.

Daha da açalım konuyu. Günümüzün insanı ne ile meşgul? Kurduğu bir kapitalizm sisteminde, buna adapte olup para kazanmak ve hayatını idame ettirmek. Evet bu gerekli karşı çıkamam, lakin sadece bununla ömrü geçirmek nedir biliyor musunuz, düpedüz yaşamadan ölmektir. Biyolojik bir canlı olarak gereksinimleri karşılayıp sonra yok olmaktır. Bu nedenle insan düşünsel olarak bir şey yaptığı kadar yaşayabilir. Geri kalanı zaten tüm canlılarda olan şey.

İnsan aslında yaşamıyor sayılabilecek bir biyolojik yaşamda sıkışmış durumda. Bunun sebebi ise, o günü anı güzel geçirmekle ilgilenmek dışında başka bir konuya odaklanmayı aklına pek getirmemesi.(elbette istisna çok)

Düşünün, eğer çocukluk yıllarımız gibi ortama uyum sürecimiz olmadan, şu an 0 yaşınızda ama bulunduğunuz gibi bu dünyaya başladığınızı hayal edin? Ne yapardınız, gidip yemek bulursunuz kabul, barınma ihtiyacınızı karşılarsınız kabul. Ama sonra ne yaparsınız? Sormaya başlarsınız, çünkü çocukluk dönemi yok, “Ben nerdeyim, neyim kimim…” Ve emin olun öyle bir doğuş yaşamış olsaydık, bugün daha iyi araba almak, daha lüks evde oturmak gibi şeyler için çabalamayı abes karşılardık. Çünkü o dehşete düşüren varoluş halinizin etkisinden çıkamazdınız…

Doğduğumuzda anne babamız zaten bizi adapte ediyor, ortama uyum sağlıyoruz, okula gidiyoruz, para kazanmamız gerektiğini anlıyoruz… Sonra hayatımız para kazanmak oluyor… İyi de yukarıda söylediğim şoku yaşamadık diye, gerçekten olan şeyin bu olmadığını kim söyledi?

Kaç yaşında iseniz, o kadar yıldan daha fazla yıl önce siz neredeydiniz? İşte aslında bu örnekteki gibi bir varoluşumuz var. Böyle bir ortamda bu konuyu düşünmeden tüm ömrünü para kazanıp zengin olmak için harcayan insanın durumunu bir düşünün? Bu kişi yaşamış oldu mu sizce?

İşte bu nedenle dünyada yaşamak demek ancak 2 yol ile olur. Bilgi edinmek veya düşünmek ile… İşte bunları yaptığınız kadar yaşarsınız, ve yapmalısınız. Çünkü insanlık büyük bir bilinmezliğe sahip. Bu haldeyken insanların gayet de kötü metotlar bularak kurduğu bu sistemler arasında, ona adapte olmak dışında bir amacı olmadan bu dünyaya gelip bu dünyadan gitmek yaşamak sayılamaz.

Bu nedenle okuyorum ve düşünüyorum. Bu nedenle de yaşadığımdan emin olabiliyorum. Elbette, eğer bir yol aldıysak, bir ilerleme kat ettiysek bunu da insanlara aktarmalıyız. İşte bu nedenle de yazıyorum ki bizlerden sonraki insanlar bu farkındalıkları bir daha zaman kaybedip deneyimlemek zorunda kalmasınlar…

Herkes yazmalı, illa ki Tolstoy olmanıza gerek yok. Yazılımcı mısın, bir metot mu geliştirdin, sadece kullanma yaz paylaş insanlarla. Bir taksici misin, taksicilikte öğrendiklerini yaz paylaş. Daha ne kadar meslek varsa, hepsinde herkes yazmalı. Yazdıkça ancak katkı sunabilirsiniz. Yazmak ise düşünme eyleminin en güzellerindendir. Çünkü hayatta edindiğiniz bilgileri, bir başka insanın en iyi anlayacağı şekle getirme çabası ağır bir düşünsel iştir. İşte bu nedenle herkes yazmalıdır.

Yaşamış olmak istiyorsanız, sen de yazmalısın….

Kendine sınırlar çizmeden, ne öğrendiysen ne biliyorsan, senden sonra gelenlerin daha iyi ilerlemesi için ne biliyorsan yazmalısın…

İşte ben bu nedenle yazıyorum, yaşamış olmak için ve katkıda bulunmuş olmak için…

Okuduğunuz için teşekkürler…

5. Januar 2023 13:48 0 Bericht Einbetten 0
~

Hayallerindeki mesleklere ulaşanlar, çok kazananlar ve herkesin hayalini süsleyen meslekleri yapan nice kıskanılan insanlar… Neden çoğu mesleğinde mutsuz?

Neden herkes mesleğinde mutsuz (istisnalar kaideyi bozmaz) veya mutlu mu aslında ama mutsuz olanlar kendileri mutsuz diye onları da mı mutsuz sanıyor? Bugün Linkedin’de bir avukatın yazılım uzmanı olmak üzere meslek değiştirdiği duyurusu bu yazıyı sizlere hazırlamamı sağladı, umarım beğenirsiniz iyi okumalar dilerim.

Neden derseniz de, sebebi bir avukatın mesleğini bırakıp yazılım sektöründe kariyer yapmaya karar vermesi. Bence böylesine köklü bir meslek bıkılıp da, kaygan zeminli IT sektörüne geçme kararı nasıl verilebilir? Bana tuhaf gelse de bu karar veren için gayet mantıklı gelmiş ki bu kararı alabiliyor. Dolayısıyla burada mantık değil, bu kararı verdiren motivasyon nedir onu irdelemek gerekir.

Aslında tüm sorunların kaynağında, hatalı mesleki yönlendirme var. Bu tabii benim bir tezim öyle analiz filan değil yorumladığımda bu çıkıyor. Sonuçta kötü eğitim almış insanlar, hatalı mesleklere yönlendirilmişler ve üstüne de her mesleğin kendi içinde garip sorunları var. Hem kişiliği o işe uygun olmayıp, hem de sektördeki oturmamışlık sonucu herkes mutsuz herkes arayışta. Mutlu olanlar da gerçekten mutlu ise ne ala, ancak mutsuz olanlar mutlu olanların da sırf kazandığı için mutlu olduğu düşüncesinde.

Avukat bir kişi elbette meslek değiştirebilir, bu olmayacak bir şey değil, ancak bu değişiklik daha yatay olmasını bekliyor insan. Mesela bir avukatlık ofisinde farklı bir göreve geçebilir, veya hukuki konularda eğitim veren bir kurumda öğretmenlik olabilirdi. Haydi diyelim ki IT sektörüne geçilecekse de, bilişim hukuku alanına geçebilirdi. Tüm birikimini yok sayıp (tabi bireysel çaba ile temel yazılım bilgisi olmadığını varsayıyorum) sıfırdan ve ciddi bir eğitimle ilerlenmesi gereken bir alana geçmek çok şaşırtıcı ve keskin bir geçiş. Elbette bunun kaynağına odaklanmak istediğim için bu kadar özetliyorum.

Burada yanılgı, bu kararın sonradan yaşanan ileri düzey sıkıntı ve sorunlar sonucu olduğu yanılgısıdır. Bu çok önceden verilmiş bir karardır oysa. Eğer bir insan tüm akademik birikimini yakıyorsa, aslında o karar son anda verilmiş olduğunu düşünmek kabul edilir değil.

Emin olun ki, bu durum aslında hep hissettiği bir şeydir genelde ama dillendiremez veya pozitif yaklaşır ve ileride her şey daha güzel olacak diye yola devam eder. Aslında yıllarca hep bir miktar içinden atamadığı o acaba ile mesleğinde ilerleyen bu insanlar, gerçekten mesleğe başladığında bir de üzerine oradaki abuk sabuk durumları görünce artık kararı vermek zorunda kalıyorlar. Sorun kararda değil, kararın bu kadar zaman sonra alınmasında.

Temel sorun, bir yolda acaba ile ilerlemenin aslında ne kadar hatalı olduğunu anlamamak ile ilgili. Bu tip mesleki geçişlerin tek sebebi bırakılan meslekteki sorunlar veya geçiş yapılan meslekteki kazançlar olduğu zannediliyor. Elbette böyle olan örnekler de vardır, ancak inanıyorum ki bu örnek o kadar fazla değil.

Hiçbir keskin karar, ilk düşünüldüğü anda alınmış olamaz. Bu nedenle aslında bu yazı ile sizlere fark ettirmek istediğim sonuç şu. Eğer ilerlediğiniz yolda, acaba içerisinde ilerlediğinizi hissediyorsanız derhal durup iyice düşünün emin misiniz kendinize sorun ve tekrar değerlendirin. O yolda gitmeyip, başka bir yöne yürüme olasılığının bir seçenek olduğunu bilin. Genelde o dönemlerde o kadar üniversite kazanıp emek verdikten sonra hepsini hiçe saymak olur mu, diye düşünülüyor.. Olur bal gibi de olur, emin olun genelde iyi de olur…

Neden mi iyi olur, çünkü siz o kararı çevresel etmenlerle vermiyor olsanız bile, içinizde sizi asıl siz yapan yer çoktan kararını vermiş durumda oluyor. Bu nedenle ötelemek zaman kaybını arttırmak dışında bir fayda getirmiyor. Eğer içinizden gürül gürül o yolda ilerlemek istemediğinizden emin olduğunuz hissi geliyorsa, hemen durun ve her ihtimale açık şekilde değerlendirin. Çünkü nihai son değişmeyecek, sadece ötelenecektir.

Eğer mesleğiniz ile ilgili içinizde şüphe ve acaba varsa, daha da iyisi yapmak istemediğinizden emin iseniz, kesinlikle emekler zayi olur veya etraf ne der diye düşünmeyin. Elbette çok zarar verecek bir geçiş de önermem. Ama kararı verini, yavaş yavaş da nihai noktaya ulaşmak için olabilecek en mantıklı planlamanızı yapın. Asla çok geç çaresizliğine düşüp de kendinizi hapsetmeyin. Tabi ki bu önerim, hatalı yolu seçip ilerleyenler için, asıl mesele nasıl hata yapmayız olmalı.

Bir mesleği de seçerken, asla çevrenin size güdülediği kaygıları düşünerek karar vermeyin. Önce içinizde o mesleği yapmak isteyip istemediğiniz konusunu değerlendirin, tüm kalbinizle buna evet demeniz gerekiyor. Tabi ki sonrasında eğer birden çok seçenek arasında kaldıysanız da, size en büyük katkıyı sağlayacak mesleği seçmeniz en doğal hakkınız.

Doğru kararlar vermeniz üzere, okuduğunuz için teşekkürler…

5. Januar 2023 13:46 0 Bericht Einbetten 0
~

Startup Kültürü ve Başarı

Söze, bir işin startup olma özelliğini sağlaması için “ihtiyaçlara cevap üretirken, çeşitli problemleri de çözmeyi” amaçlaması gerektiğini belirterek başlayalım. Eğer bu şartları sağlayan iyi bir fikriniz varsa, bir startup olmak için ilk adımı tamamlamış olursunuz. Elbette “başarılı” bir startup olmak için bu kültürün gerektirdiği bir dizi gereksinimi de en iyi şekilde uygulamanız gerekmektedir.

Peki “startup kültürü” ne demektir ve nasıl başarılı olursunuz?

Startup Olma Kültürü

Bir startup, kar yapmak için kurulan sıradan bir işletmeden çok farklıdır. Bu nedenle de sadece kazanç modelini planlaması yeterli olmayan, detaylı bir planlamaya ihtiyaç duyan bir yolculuktur. Bu yolculukta “startup” kültürünün bugüne dek deneyimlediği başarılı olma kurallarını uygulamak bu kültürün temel ön koşulu haline gelmiştir.

Bu kuralları en özet anlaşılır hali ile ifade etmeye çalışalım.

1. Yenilikçi ve Pazarlanabilir Çözüm Üretmesi

Startup denildiğinde, kuruluş temelinde bir fikriniz olması elbette gerekir ama bu yeterli değildir. Bu yeni ve yaratıcı fikrinizin pazarlanabilir ölçekte hayata geçirmeye uygun olması gerekmektedir.

Yenilikçi ve pazarlanabilir çözüm fikrini daha iyi tanımlamak için başarılı startup fikirleri üzerinden inceleyelim.

Getir

Bazen evden çıkıp ekmek almaya üşendiğiniz, eve giderken alacağınız bir şeyi unuttuğunuz veya marketten alışveriş yapmayı sevmediği için gitmek istemediğiniz olmuştur? Muhakkak bu olasılıklar mümkün ve çok sık görülüyor, işte “Getir” bunu fark etti ve yenilikçi bir çözüm getirdi.

Obilet

Otobüs bileti almanın uçak bileti almaya göre çok daha zor olduğu bir dönem vardı. Rezervasyon sistemlerine yatırım yapmak istemeyen veya buna gücü olmayan otobüs şirketleri genelde dijital olarak bilet alma imkanı sunamazlardı. Bu açığı fark eden Obilet tüm şirketleri ve yolcuları bir araya getiren bir ortam sundu.

İşte size yenilikçi ve pazarlanabilir fikirlere örnek olan, startup kültürüne tam uygun bir iş fikirleri.

2. Fikrin Sorgulanabilir Olması

“Startup” temeli, iyi bir fikre sahip olursa başarı şansı olabilecek zor bir yolculuktur. Bazen fikre aşık olabilen ekipler startup kültüründen ayrıldıklarının farkında olmadan inatçı şekilde fikrin peşinden koşmaya devam edebilmektedir. Hiçbir fikre bağlanmamak, onu gerçekten uygulanabilirliği ile ilgili sorgulanması ve araştırılması bu kültürün önemli bir parçasıdır.

Hedef kitlede ticarileşebileceğinden emin olmak üzere anketler yapılmalı veya çeşitli kurumlar(meslek odası v.b) üzerinden hedef kitleden fikirler alınmalıdır. Eğer bu adımlara uymayıp, kendi kendinize bir fikri “bu iş olur” rahatlığı ile belirleyip yola çıktıysanız bu tutumun “startup kültürü” içerisinde yeri olmayacağını bilmelisiniz.

3. Kuluçka Dönemi

Kuluçka dönemi, en az maliyetle gerek araştırma, gerek kurulacak şirketi konumlandırma planlarının yapıldığı dönemdir. En önemli konu ise, “Pilot” dönemi için hangi bölgede ve nasıl bir yetkinliğe sahip ekiple başlayacağınızı belirlemektir.

Bu dönemde birçok kritik konuda doğru karar almanız gerekir. Eğer varsa aynı fikri başaran ve başaramayan başka örnekler detaylı şekilde incelenmelidir. Bu süreçte şirket kurup maliyet oluşturmamalısınız. Şirket gerçekten belirlediğiniz pilot bölgede faal hale gelip fatura kesmek ve personel çalıştırmak zorunda kalana kadar bu süreci tamamen dijital ortamda bilgi üretme odaklı sürdürmelisiniz. Amacınız bu süreci en az maliyetle ve en doğru kararlarla tamamlamak olmalıdır.

Şirket faaliyete başlamaya kısa bir zaman kala, pilot bölgedeki açılışınızı sorunsuzca yapmalısınız.

4. Pilot Dönemi

Bir fikrin başarılı olması için başlayacağınız yer çok önemlidir. Genelde startup’lar bir pilot bölge ile başlamayı tercih eder ve bu çok doğru bir yöntemdir. Çünkü henüz “olmayanı yapmak” iddiası ile yola çıktığınız için iş fikrinizin gerçekten hayatta karşılığı olup olmadığını deneyimlemeniz gerekir.

Pilot bölge dar bir alanda gerçek bir test yapmanıza olanak tanıyacağı için, size doğru sonuçlar elde etmenizi sağlayacak alanı belirlemeniz çok önemlidir. Pilot bölge hatalı olursa, aslında iyi bir fikrin mümkün olmadığını veya tam tersi kötü bir fikrin evrensel ölçekte mümkün olduğunu algılamanıza neden olabilir. Belirlediğiniz pilot bölge, ortalama hedef kitlesine yakın seçilmeli ve evrensel çapta hizmet verilirken nasıl hizmet verilecekse birebir aynı kapsamda hizmet vermelidir. Böylece bu süreç size ileriyi görmeniz konusunda yardımcı olacaktır.

Bu konuda başarılı örnekler olan “Getir” ve “Obilet” de önce İstanbul’da başladılar, ardından tüm ülkeye yayıldılar.

Bu dönem, iş planınızın gerçek hayatta yaşadığınız deneyimlerle, bazen düzenleyerek bazen silerek veya yeni eklemeler yaparak en doğru hale ulaşmanız gereken dönemdir.

5. Büyüme Dönemi

Pilot döneminde elde ettiğiniz planlamayı eğer planlandığı gibi gittiyse, artık “Büyüme Dönemi” içerisinde uygulamaya başlayabilirsiniz.

Bu süreçte yapacaklarınız projeye göre değişiklikler gösterecektir elbette ancak bu sürece başlamak için kazanç elde ediyor olma kriterini sağlamanız gerekir. Pilot dönem sonunda fikrin ticari karşılığı olduğundan emin olunmasına rağmen, bu dönem içerisinde büyüme planları yapılırken, çeşitli sektör profesyonellerinden hizmet almak veya ihtiyaç duyulacak yeni yetkinlik türleri varsa plana dahil ederek bu süreç tamamlanmış olmalıdır. Pilot dönemde, maliyetleri bir miktar 2. plana alarak, doğru çıkarımları elde etmeye odaklanmanız faydalı olacaktır.

Buraya kadar bir startup kültürünün gerektirdiği 5 ana gereksinimi ve paylaşmış olduk. Bu adımları yaparak öncelikle bu kültürün gerektirdiği kurallara uymuş olacak ve başarı ihtimalini elde etmiş olacaksınız.

Elde ettiğiniz başarı ihtimalini tamamlayan ve bu kültürde olmazsa olmaz en önemli son maddemiz de huzurlarınızda…

6. Lider

Yukarıda yazılanlar ne yapmanız gerektiğini size net şekilde söyleyen, bugüne dek denenmiş ve öğrenilmiş sıralı önerilerden oluşuyor. Peki bu yeterli olabilir mi?

Elbette hayır…

Startup kültürünün ayrılmaz en önemli parçası ve asıl öğesi güçlü bir liderdir. Bu kültürde başarı sağlamak için, kitaplarda olmayan ve o an ne yapılması gerektiğini sezgisel veya analitik olarak belirleyip uygulayabilen gerçek bir “Lider” olması gerekir.

Eğer bu en önemli son adımı da sağlıyorsanız artık başarılı bir startup olmak sizin için sürpriz olmayacaktır.

Steve Jobs, Elon Musk, Nevzat Aydın, Mark Zuckerberg gibi liderler olmasaydı, bu fikirlerin gerçekleşmeyeceğini görmek hiç de zor değil…

30. Dezember 2022 11:45 0 Bericht Einbetten 1
~
Weiterlesen Startseite 1